Papaz pilav üstü kuru yedi
Yazarlarımızdan Özgün Başpınar, Beşiktaş'ımızın Gaziantepspor karşısında aldığı zaferi farklı bir üslupla değerlendirdi.
Yine rahat maç seyredemedik. Yine yakaladığımız binbeşyüz pozisyonu değerlendirmek yerine son dakikaya kadar mide krampları geçirmeyi tercih ettik. Son dakikada, süper kahraman EGEMEN’in ters ayakla G. Antep kalesinin tavanına astığı top olmasa 3 puanı alamayacaktık. Tabii yakaladığımız pozisyonlar deyince hemen bir paragraf açmamız gereken çok değerli bir şahsiyet var:
Almeida bana deli gömleği giydirmeyi kafasına koymuş. Çok iyi mücadele ediyor, elinden geleni yapıyor, çok çalışıyor ama saç baş yoldurmaktan da vazgeçmiyor. Bomboş pozisyonlarda, altıpasta, penaltı noktasında, çaprazda, 7 metrelik kale bomboş önündeyken bir şekilde topu kaleciye çarptırmayı, auta atmayı, ya da ezmeyi her seferinde ısrarla beceriyor!
Ben Tayfur Havutçu’nun yerinde olsam, Almeida’ya 5. dakikada kaçırdığı pozisyon için İlhan Mansız’ın Senegal’e attığı golü 100 kere, 45’te kaçırdığı pozisyon için Feyyaz’ın herhangi bir plasesini 200 kere izletirim. Serpil Hamdi Tüzün’ün gol vuruşu çalışmasının fotoğraflarını odasının duvarına asarım. Başka türlü kendi kendine gol atmayı öğrenemeyecek. Her zaman Simao ve Fernandes gibi topu kendisine çarptıracak adamlar bulamaz.
Ortağı Edu da, Almeida’dan aşağı değil. Kaleyi karşıdan gördüğü bir pozisyonda vurduğu topun taca gittiğini gördükten hemen sonra arabamın yetkili servisini aradım. En güvendiğim ustayı bu ikiliye rot balans ayarı yapmaya razı etmeye çalıştım. Ustam bu işin kendisini bile aştığını söyledi.
Bir başka kronik sıkıntı da kalede… Cenk’in yan toplara ne zaman balkona çıkar gibi çıkmaktan vazgeçeceğini çok merak ediyorum. Geçen hafta, kalenin neredeyse içinden vurdurduğu kafayla penaltının oluşmasına ve İsmail’in atılmasına sebep oldu. Bu haftada 35 metreden gelen topu Samanyolu’nu seyreder gibi seyredip ilk golü resmen hediye etti. Refleksleri kedi gibi çalışıyor ama yan topları da kuş gibi izliyor.
Carvalhal’e yine bir şey diyemiyoruz. Yanlış kadro tercihindeki ısrarı, hiçbir iş yapmayan Edu’yu zorla sağaçık oynatma inadı, Pektemek’i dizinin dibinden ayırmaması gibi pek çok hatayı ardarda yapan Carlos, galibiyet golünden sonraki içten coşkusuyla yine tüm yanlışlarını bir anda unutturdu. Tamam, bu gerçekten objektif bir değerlendirme değil belki… Daha gerçekçi davranıp Carvalhal’in eksiklerinin üstünde durmak daha doğru belki… Ama bu oyun da sırf gerçekçilikle yaşanmıyor ki birader! Biraz da duygusallık gerek, biraz da gönülden bakmak gerek, biraz da sıcaklık gerek!
Adamın, o tribünden sahaya atlayan taraftar gibi futbolculara koşuşu, Holosko’nun kucağına atlayışı yok muydu? Bitirdi bizi… Bunun üstüne teknik direktör karizması mı olur? Beşiktaş tribününe ne Mourinho gibi kibirli soğuk tavırlar, ne cak cak sakız çiğneyen Ferguson gibi tripler, ne de Schuster’in ölmüş köpekbalığı bakışları söker! Beşiktaş tribününü işte bu ruh tavlar! Beşiktaş bu yüreği sever!
Beşiktaş seni seviyor Carlos. Sen Beşiktaş’ı sevdiğin için… Ama papazı daha fazla zorlamasan iyi olacak.
ozgunreal@gmail.comKarakartal mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
En çok okunan haberler
AVRUPA'DAN FUTBOL

Nottingham Forest, Sunderland'e gol oldu yağdı

Napoli'den dört gollü net galibiyet!

Romulo attı, Leipzig üç golle kazandı

Pep Guardiola'dan Dünya Kupası tepkisi!

Mikel Arteta'dan şampiyonluk mesajı: "Her şeyimizi ortaya koymalıyız"

Nick Warburton: "Ekitike'nin iyileşme olasılığı yüksek"

Real Madrid'den 160 milyon euroluk hamle: Olise

Jose Mourinho için Real Madrid gelişmesi!

Michael Carrick'ten geleceği için açıklama

'Lanet takım': 107 günün öyküsü!

Tottenham'dan Senesi ile prensip anlaşması!
En çok yorumlanan haberler


















