Transfer teklifini ilk aldığında neler
hissettin?
"Her Türk futbolcusu yabancı bir ülkeden teklif geldiğinde sevinir. Ben de sevindim. Beşiktaş'la 1.5 yıllık mukavelem vardı.
Kulübüm şampiyonluk yarışı içindeydi; UEFA'da da yoluna devam ediyordu. Kulüpten 'Sana teklif var. Görüşme izni verdik' haberi geldi. Ben de bütün
transfer görüşmelerimi yapan avukatlarımı adres gösterdim. 3-4 gün görüşüldü. Salı günü bütün şartları değerlendirerek kalmaya karar verdim. Bunu da
açıkladım."
Ne oldu da önce kalmaya karar verdin?
"Kulüpler ben kararımı vermeden prensipte anlaşmıştı. Salı günkü kalma kararım
duygusaldı. Para ikinci plandaydı. Beşiktaş'ta İlhan Mansız oldum... 'Japonya'ya bir gün gideceğim çünkü Japon halkıyla aramızda çok güzel bir gönül
bağı oluştu' diyordum ve bunu 30 yaşından sonrası için planlıyordum. 28 yaşındayım. Beşiktaş'ta kalıp bütün maçlarda oynarsam iyi de para
kazanacaktım. Ama yine de para ikinci plandaydı. Duygusal davrandım. 'Kalıyorum' dedim ve bunu herkese açıkladım."
Para arttırmak için bir
blöf mü yapmıştın? Yoksa gitmen konusunda bir baskı mı hissettin?
"Kesinlikle blöf yapmadım. İşim olmaz böyle şeylerle. Kalma kararımı
idmandan önce Lucescu'ya ve arkadaşlarıma da bildirdim. Sizden ayrılmak zor. Kesin kararımı verdim. Gitmiyorum' dedim. Lucescu da sevindi Seninle
çalışmaktan son derece memnunum' dedi. Arkadaşlarım da kararıma saygı gösterdi."
Paranın kararında etkisi olmadı mı?
"Elbette
oldu. Ama para kesinlikle ikinci planda. Beşiktaş'ta en iyi kazanan futbolculardan biriydim. 1.5 yıl sonra sözleşmem bittiğinde 30'unda tamamen
serbesttim. Yine gidebilirdim. Çarşamba günü bunu yeniden düşündüm. Hem kulübümün hem kendimin menfaatlerini gözden geçirdim. Sonunda, gitmemin hem
Beşiktaşım hem de kendim için kalmamdan daha hayırlı olacağına karar verdim."
Bir zorlama oldu mu? Bir internet sitesinde taraftarların %
71 oranıyla 'Gitsin' demelerinin etkisi oldu mu?
"Bu tür anketleri genellemek veya doğruluğunu, sağlıklığını ispatlamak zordur. Bu tür
şeylere dikkat etmem. Japonya'ya gitme kararını kendim verdim. Gitmek istemesem her şeyi göze alır kalırdım. Bir günde karar değiştirdiğim doğrudur.
Söyleyebileceğim tek şey şu: Sevmek, gerektiğinde bırakabilmektir; sevdiğini bırakıp gitmesini bilmektir."
Sonuçta Beşiktaş'ın sana üç
yılda harcadığından fazlasını, 4 milyon 400 bin dolar kazandırarak gittin. Senin Beşiktaş sevgin nereden, kimden kaynaklanıyor?
"Tuttuğun
takımda oynamak, oynadığın takıma faydalı olmak ve bir de para kazandırmak çok güzel. Beşiktaşlılığıma gelince... Almanya'dan Türkiye'ye dönüş
yaptığımız yıllarda ben 9 yaşındaydım. Eskişehir'deki evimizde odama Beşiktaş posterleri asardım. Rıza, Metin- Ali-Feyyaz, kim popülerse asardım.
Benim kahramanım Beşiktaş takımıydı ama en büyük yeri MAF kaplardı."
Peki Japonya sevgisi, Japon hayranlığı nereden başladı?
"O
yaşlarda karate, kungfu önemli yer tutardı hayatımızda. Bruce Lee vardı. Sabah akşam filmini izler; onun hareketlerini yapmaya çalışırdık. O tarz
filmlere çok meraklıydım. Çekik gözlerimden dolayı bana Bruce Lee lakabını takmışlardı. Türk çocuğu olarak anılmak istediğim için buna kızardım. Ama
yıllar sonra bunun benim için bir ayrıcalık olduğunu anladım. Zaten Bruce Lee hayranlığı Türkiye'de çoğu çocukta vardır. Mesela, Beşiktaş'ta Ahmet
Yıldırım ve Yasin'in de bu tür filmlere ilgisi var. Hatta zaman zaman öğrendikleri teknikleri birbirlerine uygulamaya çalıştıkları oluyor."
Hayat arkadaşın, kızının annesi Nina, Japonya'ya nasıl bakıyor?
"Benim gibi çok heyecanlı. Yeni bir kültür, yeni bir dil var
karşımızda. Almanca, İngilizce biliyoruz, Japonca çalışıyoruz. Ardından İspanyolca ve Fransızca'yı da öğrenmek isitiyorum. Gidince otelde kalacağız,
kulüp ev bulunca eve çıkacağız."
Neden evlenmediniz?
"Hayatımız sürüklenip gidiyor. Bir oraya, bir buraya. Hayatım oradan oraya
taşınmakla geçtiği için düğüne ve nikaha pek vakit bulamadık. En uygun zamanda yapacağız."
Kızınla ilişkin nasıl?
"Boş
vakitlerimi onunla geçiriyorum. Bazen bir gülüşü bütün bir dünya. Boş zamanlarımda onu şımartıyorum. Oynuyorum. İlk dönemler sık sık gazını alıyordum.
Genelde Nina yapıyor ama zaman zaman altını bezlediğim oluyor. Kızım her geçen gün büyüyor ve ben kamplarda, maçlarda olduğum için bunların birçoğunu
kaçırıyorum. Çok üzülüyorum."
Ailenle fotoğraf vermemekte ısrarlı mısın?
"Futbolcu kimliğimle kamuoyunun karşısına çıkmak
istiyorum. Ailemi bu işe karıştırmadan. Resim için, röportaj için çok para istediğim doğru değil. Her şey satılık değildir. Bu, benim aile değerlerim.
Bir şeyi vermek istemezseniz zaten ona değer biçemezsiniz. Bu konuda ağzımdan para ile ilgili bir şey çıkmadı."
Nina çocukluk aşkın mı?
"Hayır! Beşiktaş'ta oynarken ortak arkadaş çevremizde onu görüp beğendim. Dünya Kupası'ndan önce arkadaşım vasıtasıyla kendisiyle tanışmak
istediğimi iletmiştim. Ama yoğun programım, Almanya'da yaşamadığım ve çekingen olduğum için bir türlü açılıp arkadaş olamadım. Dünya Kupası'ndan sonra
cesaretimi toplayıp yanına gittim. 'Seninle tanışmak isteyen kişi benim' dedim. Konuşurken kesin yüzüm kızarmıştır. Ve oradan sonra başladı. Buraya
geldi."
Kendini marjinal buluyor musun?
"Sadece hissettiğim şekilde yaşıyorum. Hayatımın her anına renk katmayı istiyorum.
Sıradanlığı çok fazla sevmiyorum."
Nina'yı özel uçakla Türkiye'ye getirip Sezen Aksu konserinde evlenme teklifi yapıyorsun..
"Kadınlar artık bu tür önemli olaylarda biraz farklılık istiyorlar. Konsere Tümer'le gitmiştik. Evlenme teklif etmeyi planlamamıştım. İnönü
Stadı'nda bir maçta gol attıktan sonra bütün seyircilerin önünde evlenme teklif etmeyi düşünüyordum. Her zaman olduğu gibi orada da hissettiğim
şekilde davrandım. Bence evlilik teklifi unutulmamalı, farklı olmalı."
Daum Beşiktaş'tayken seninle yaptığım bir röportajda "Dünya
Kupası'na gidecek kadroda olmak istiyorum. Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerek" demiştin.
"Hayatının her safhasını planlayarak yaşayamazsın.
Dünya Kupası'nın katılan her ülke ve futbolcu için çok iyi bir fırsat olduğunu görmek için filozof olmaya gerek yok! Ben de bu fırsatın farkındaydım
ve özellikle ben iyi değerlendirdim. Bugün inanıyorum ki, yarı finalde Brezilya'yı geçsek kesin şampiyon olurduk. O başarı sonrası Euro-2004'e
gidemeyerek yakaladığımız prestijden büyük kayıp verdik."
Saçlarını niye kestirdin? Beckham'a benzemek istediğin veya İlie'ye özendiğin
için mi?
"Saçlarımı kestirmemin David Beckham'la alakası yok. Ben kendimi yaşıyorum ve kimseyi taklit etmiyorum. Şu anda onun saçları uzun,
benimki kısa. İlie ise, kendini İspanya'da ispatlamış bir oyuncu. Ama onunla da ilgili bir durum yok. Ben kendimi yaşıyorum ve kimseye özenmiyorum.
Benimle Beckham arasındaki kıyaslamalarını da yanlış buluyorum. Herkesin kendi yolu ve sevgisi var. İlhan Japonya'da Beckham'ı siler ya da silemez
gibi tartışmaları gereksiz ve komik buluyorum."
Hıncal Uluç yazdı. 'Bir erkek niçin saçını keser. Samson tanrısal gücünü saçlarından
alırdı. Dalila onu kandırdı, saçlarını kestirdi ve Samson'da karıncayı ezecek güç kalmadı' örneğini veriyor. Senin güçün saçlarında mı?
"Ben
gücümü saçlarımdan değil yüreğimden, ayaklarımdan alıyorum. Şimdi 'Dünya Kapısı'ndan sonra saçlarını kesti, güçten düştü' de diyebilirler! O zaman
saçlarını kesen herkeste bir güçsüzlük mü arayalım. Futbolcular da saçlarını uzatsın ve idman yapmasın. Ben kendimle barışık bir insanım. Saçlarımın
şu halinden çok memnunum. Saçlarımla değil, futbolumla konuşulmak istiyorum. Örneğin şimdi çok rahatım. Yıkadıktan sonra hemen dışarı çıkabiliyorum.
Büyük kolaylık sağlıyor. Saçın kökü bende. İster uzatırım, ister keserim. Saçlarıma ticari bir meta olarak bakmıyorum. Hiç kimse de bana saçlarımla
ilgili bir şartta bulunmadı, bulunamaz da. Ben kendimi yaşıyorum."
Fındık Üreticileri Derneği "İlhan reklamımızda oynasın Uzakdoğu'da
ihracat patlaması yaparız" diyor? Bu tür tekliflere açık mısın?
"Ben Japonya'da Türkiye'yi temsil edeceğim. Bu iki halkın daha da kaynaşması
için bu tür transferler çok etkili. Ben kendi üzerimde ağır bir misyon görüyorum. Bu uğurda üzerime düşecek ne varsa yapmaya hazırım. Japonları,
Turkish Aganigi ile de tanıştırırız gerekirse.."
Metroseksül misin?
"Metroseksüel değilim. Bunun da tarifi tam yapılamadı ya
neyse.. Ama kendime bakarım. Özellikle de ayaklarıma. Çünkü onlar benim ekmek kapım. Onlara iyi bakmak zorundayım. Tırnakların, nasırların bakımına
çok önem veriyorum."
Kaynak: Sabah
Karakartal mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
Barcelona'dan Anthony Gordon için ilk temas!

Borussia Dortmund'da imza için geri sayım: Joane Gadou

Milan büyük darboğazda; tüm oyuncular satılık!

Uli Hoeness: "Kompany giderse Sebastian Hoeness gelir!"

Paul Pogba: "Futbolu bırakmayı düşündüm"

Real Madrid'in hayali: Kenan Yıldız

Chelsea'de yeni aday Xavi Hernandez!

Schalke'de hedef Kolasinac: Dzeko'dan mesaj!

Jamie Carragher'dan Chelsea'ye eleştiri!

Manchester City'de Phil Foden'a yeni sözleşme

















