Son olarak Sarıyer'i çalıştıran teknik direktör Yılmaz Vural, Altınordu'nun profesyonel futbol yapılanması için harekete geçmeye hazırlanıyor. Genç oyuncular yetiştirerek takımı üst liglere taşımayı hedefleyen Vural, projeyi hayata geçirmek için İngiltere'deki yatırım fonlarıyla görüştüklerini açıkladı. Tecrübeli teknik adam, A Milli Takım ve Sergen Yalçın hakkında da dikkat çeken ifadeler kullandı.
Teknik direktör Yılmaz Vural, Altınordu Kulübü için planladığı projeyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Altınordu'nun güçlü altyapı tesislerini profesyonel futbolla birleştirmeyi hedefleyen deneyimli çalıştırıcı, genç oyuncular yetiştirerek hem oyuncu satışından gelir elde etmek hem de takımı üst liglere taşımak istiyor. Projenin ekonomik boyutuna dikkat çeken Vural, İngiltere'deki yatırım fonlarıyla görüştüklerini belirtti.
Radyospor'a konuk olan Yılmaz Vural; Altınordu projesinin yanı sıra oğlu Yılmaz Vural'ın futbol kariyeri, A Milli Takım teknik direktörlüğü, Sergen Yalçın'ın göreve getirilmesi ve Türk futbolunun yapısal sorunları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
ALTINORDU İÇİN BÜYÜK PROJE
Altınordu Kulübü'nün eski yöneticilerinden Seyit Mehmet Özkan ile görüştüğünü belirten Yılmaz Vural, profesyonel futbol yapılanmasını üstlenerek genç oyuncular yetiştirmek ve takımı üst liglere taşımak istediklerini söyledi.
Vural, Altınordu projesiyle ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Seyit Mehmet Özkan Bey benim çok eski arkadaşım. 'Yılmaz, takımı profesyonel yarıştan çekmek istiyorum, 3. Lig'de yarışacak bu takımı gel sana verelim' dedi. 'Verelim de çok ciddi bir para lazım, bende böyle bir para yok' dedim. 'Ben bu parayı bir bulmaya çalışayım çevremizden arkadaşlarımızdan' dedim. Mehmet Bey dedi ki: 'Ben gençlerle uğraşmak istiyorum, sen profesyonel yarışmayı yap. Burada oyuncular yetiştir, hem ticari anlamda satarsın hem de takımı üst lige çıkarma durumun olur.' Kafamızı yoruyoruz biraz başarabilir miyiz diye. Altınordu tesisleri 80 dönümlük bir arazi üzerinde, biri de 60 dönüm; biri Selçuk'ta biri Torbalı'da. Buralarda 8'er tane antrenman sahası var. İnanın ben Almanya'da yaşıyorum, böyle tesis görmedim! Bir futbolcunun yetiştirilmesi için her türlü imkan var. Teknik anlamda uçururuz burayı iyi bir kadro kurup ama ekonomik anlamda benim öyle bir gücüm yok. İngiltere'de yatırım yapan fonlar var, onlarla görüştük. Geri ödemesiz 5 sene veriyorlar parayı. Sonra 5 sene içerisinde bu parayı geri ödeyecek oyuncu yetiştirip pazarlamamız gerekecek. Başarabilirsek büyük bir macera, kolay değil ama Türkiye'deki potansiyele güveniyoruz."
"SAMET AYBABA ÇAĞIRILACAĞINI SÖYLEDİ AMA ÇAĞIRMADILAR"
Almanya'da futbol oynayan 2010 doğumlu oğlu Yılmaz Vural'ın gelişimi hakkında da konuşan deneyimli teknik adam, genç futbolcunun Alman karmasına davet edildiğini belirtti.
Vural, oğlunun milli takım süreciyle ilgili şunları söyledi:
"3 Kasım'da Almanların karmasına çağrıldı, bu çok önemli bir olay. Alman futbolunun havuzuna girdi senin anlayacağın. İyi takımında oynuyor, iyi gidiyor. Dün antrenmanları yoktu, eksik olan taraflarını çalıştırmaya gayret ediyoruz. Türk futboluna güzel bir oyuncu kazandıracağız inşallah. 17 yaş için Samet hoca çağrılacağını söyledi fakat sonra iki tane kamp oldu, onlara çağırmadılar. Demek ki uygun görmüyorlar. Ama bu seçme olayında bir sıkıntılar var galiba. Burada bir Yıldırım Baştürk kardeşimiz var, koskoca Almanya'yı tarayıp tek başına bu işi yapamaz. O yüzden sanırım onlara tavsiye edilenlere daha dikkat ediyorlar. Biz oyuncuyu al diyemeyiz tabii, antrenörün kendi özgür iradesiyle oluyor bu işler. Ama en azından Almanya'da onun gelişimini gözlüyorlar, gördüğün gibi bu çok önemli bir olay. O karmalara girmek kolay değil. Bir gün derlerse ki 'Alman Milli Takımı'nda oynasın', bu duyarsızlık böyle oyuncuları Türkiye'den kaçırıyor. Onun için biraz daha dikkatli eleme yapmalarında fayda var."
"GİTTİĞİM YOLLARDAN ONU DA GEÇİRMEK İSTİYORUM"
Oğlu Yılmaz için yaptığı kariyer planlamasını anlatan Vural, genç futbolcunun eğitimine ve gelecekteki mesleğine yönelik hedeflerini paylaştı.
Vural, "Gerçekten iyi oyuncu olma yolunda bayağı bir adım attı. Şimdi spor lisesine de kaydettirdim onu. O okul 3 sene sonra bittiğinde C lisansı antrenör lisansı alacak. Oturduk oğlumla bir kariyer planlaması yaptık. Günümüz dünyasında artık okul çok şey vermiyor, entelektüel bir insan olmanın dışında ekonomik olarak çok şey vermiyor. Ben gittiğim yollardan onu da geçirmek istiyorum çünkü evimizde çok önemli bir futbol kütüphanesi var; parayla falan elde edilecek şey değil o, en büyük miras o olacak ona. İnşallah futbol hayatı profesyonel futbola geçiş yapar, ondan sonrasında antrenörlük kurslarını burada bitirir ve umarım inşallah Türkiye'ye iyi yetişmiş bir antrenör olarak da döner. Benim 3 tane oğlum var, iki tanesi de FC Köln takımında oynadılar. Bir tanesi Podolski ile oynadı hatta ama ısrar etmedim ben çünkü zaman yoktu, izleyemedim onları. Fakat bu başka; bu 5 yaşından beri hakikaten eğitile eğitile buraya kadar geldi." diye konuştu.
"20 BİN ALTYAPI OYUNCUSUNDAN BİR TANE BUNDESLIGA OYUNCUSU ÇIKABİLİYOR"
Futbolda yetenek ve çalışma felsefesi hakkında değerlendirmelerde bulunan Yılmaz Vural, oyuncu yetiştirmenin kolay olmadığını vurguladı.
Vural, "Olmayan insana istediğiniz kadar destek olun... Ben onda gördüğüm için, Türkiye'de Türk futbolunu taşımış bir sürü oyuncunun orijininde olduk; dolayısıyla bir oyuncunun belli bir süreye kadar gelişeceğini hissedebiliyorsunuz. Futbolda Almanların bir lafı var; yeteneğe pek inanmazlar, 'Çalışmak insanı usta yapar' derler. Çalışacaksınız. Almanya'da bir araştırma yapıldı, 20.000 altyapı oyuncusundan bir tane Bundesliga oyuncusu çıkabiliyor. Hiç kolay bir eliminasyon değil bu. Çalışacaksınız, çalışacaksınız ve tabii ki ondan sonra sonuç neyse göreceksiniz." ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE SİZİ KENARA ATMAKTA USTA"
Teknik direktörlük kariyeri ve A Milli Takım görevi hakkında da konuşan Yılmaz Vural, kendisine yeterince fırsat verilmediğini belirtti.
Vural, "Çok istedik ama artık istemim çok fazla değil. Neden diyeceksiniz; değişimler oluyor, adımız bile geçmiyor. Halkın bize baktığı gibi seçiciler maalesef bakmıyor. Üzüldüğüm bir konu var; hakikaten kendimizi eğitmek için çok çaba sarf ettik. Bugün Türkiye liglerinde 870'e yakın maç yönettik, yabancı dilimiz var, iki tane üniversite bitirdik. İlk defa Sarıyer'den sonra bir takım almadım, bir seneyi buldu neredeyse. Kasım ayında bu kadar uzun vade boş kalmamıştık hiç. Psikolojik olarak sıkıyor tabii, bir dinamizm içerisinden düşüyorsunuz bir sessizliğe. Bu çok hoş bir şey değil. Maalesef Türkiyemiz belli bir yaşa geldikten sonra sizi kenara atmakta usta bir ülke. Halbuki antrenörler yaşlandıklarında daha verimli olurlar. Niye? Dene-yanıl ve yaptıkları doğru-yanlışı analiz ederlerse hep bir adım ileri giderler. Maalesef Türkiyemiz bu konuda bizlerden istifade etmeyi düşünmedi." dedi.
"HİÇBİR KULÜPTEN ALACAĞIMIN HEPSİNİ ALAMADIM"
Türkiye'deki sözleşme ve ödeme sistemini eleştiren Yılmaz Vural, Avrupa ile Türkiye arasındaki uygulama farklarına dikkat çekti.
Vural, "Türkiye'de ödeme sisteminde büyük bir yanlışlık var, Avrupa gibi değil. Bizde oyuncu çok istenmesine bağlı %20-30'a kadar peşinat alır. Dolayısıyla zaten oyuncu hedefine ulaşmış oluyor. Daha devre bitmeden alıyor ve ondan sonra taksitlerini almaya başlıyor. Oynamıyorsa 'Biraz huzursuzluk çıkarayım, beni buradan yollasınlar, gidip başka yerden biraz daha alayım' diye düşünüyor. Niye müsaade ediyoruz? Bu sistemi değiştirmemiz lazım. Bakın Avrupa'da peşinat peşinat yok. Kaç milyon Euro'ya anlaşıyorsanız 10'a veya 12'ye bölünüyor, her ay bu parayı alıyorsunuz. Türkiye'de öyle bir şey yok. Çalışana çok değer veren bir sistem yok bizde. Onun için insanları hep kural dışı davranmaya mecbur bırakıyorlar. Ben kendim hiçbir kulüpten alacağımın hepsini alamadım. Belki birkaç kulüpte almışımdır, diğerlerinin hiçbirini alamadık. Hâlâ 4-5 tane kulüpten alacağımız var, diğerlerini hep üstünü çizdik." ifadelerini kullandı.
"SERGEN'İN GELMESİNE MUTLU OLDUM"
A Milli Takım'ın başına Sergen Yalçın'ın getirilmesiyle ilgili konuşan Yılmaz Vural, yerli teknik direktörlerin milli takımlarda görev alması gerektiğini savundu.
Vural, "Türkiye'de en büyük sıkıntı, gelecek her antrenör tartışılır. Kim gelse 'Onu mu, şusu yok, şurası bilmem ne, şunu yaptı bunu yaptı' denir. Ama temel olarak biz hep söylüyoruz: Milli takımlarda yabancı oyuncu oynamıyor, yabancı antrenör niye var? Siz yabancı antrenör getirdiğinizde ülke insanını tanımıyorsa, onun duygularını bilmiyorsa, ülkede neyin önemli olduğunu bilmiyorsa, tribün sosyolojisini bilmiyorsa bu yalnız 4-4-2'yi iyi bilmekle olmuyor ki! Milli takımlarda kondisyon antrenmanı falan yapmıyorsunuz, 3-4 gün kalınıyor ve bir maç oynanıyor. Oyuncunun kalbine gitmek, onun iç dünyasını hareketlendirmek sanırım bir yabancının başaracağı bir şey değil. Ben Sergen'in gelmesine mutlu oldum. Her ülkenin böyle idol olmuş oyuncuları vardır; işte Almanların Beckenbauer'i, Arjantin'in Maradonası, Messisi... Bu da bizim Messi'miz, Maradona'mız. Sergen yetenekleriyle hakikaten iyi bir oyunculuk kariyeri var ve uzun zamandan beri de antrenörlük yapıyor, Beşiktaş'ta başarılı oldu. Niye olmasın? Söyleniyor, okuyorum medyadan da: 'Özel hayatına dikkat etmiyor.' Artık Sergen de bu kadar kritikten sonra özel hayatına dikkat eder, kendini değil Türkiye'yi temsil edecek bir konuma geldi. Çok zeki bir çocuktur, bunu da yapar." açıklamasını yaptı.
"BU KADAR KENDİ GENCİYLE İŞ YAPMAYAN BİR SİSTEM Mİ OLUR?"
Türk futbolunun yapısal sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz Vural, yalnızca teknik direktör değişikliğiyle milli takımda başarı elde edilemeyeceğini savundu.
Vural, "Türkiye'de isim olarak kimi getirirseniz getirin Türk milli takımının çok başarılı olması mümkün değil. Dünya Kupası'na bakın, 4 kere katıldık. Türk futbol sistemi maalesef üretmiyor, başarıya odaklı değil. Kuralsız yönetiliyoruz; oyuncu yetiştiremiyoruz, antrenör yetiştiremiyoruz, hakem yetiştiremiyoruz, yönetici yetiştiremiyoruz. Sergen değil kim gelirse gelsin Türk Milli Takımı beklenen başarıyı yapamaz, kırmızı çizgi çizip söylüyorum; mümkün değil. Bir İspanya'yı, Fransa'yı yenmek kolay değil. Onlar kadar koşacaksınız, onlar kadar teknik ve taktik konuda gelişmiş olacaksınız. Biz öyle değiliz. Bizde herkes var; siyaset var diyorlar, federasyon var, kulüpler var... Bir Kulüpler Birliği diye bir şey çıktı, ne isterse yaptırıyorlar. Avrupa'da 55 UEFA ülkesi var, kulüplerin delegasyondaki gücü yüzde 50. Bizde yüzde 90! Adam canı sıkıldığı zaman topluyor yeterli imzayı, olağanüstü seçim kararı aldırıyor. 4 seneliğine seçtiği bir arkadaşı 1 sene sonra yollayabiliyoruz. Fenerbahçe mali genel kurul yaptı geçen gün, 24 milyar mı 27 milyar mı borcu var. Nasıl oluyor kardeşim bu? Buna kim müsaade ediyor? Türkiye maalesef bu sistemi değiştirmezse isim değiştirerek hiçbir şeyi çözemez. Yediğimiz gollere bakın ya, komik! Yandan orta geliyor, adama bakarken topa bakarken adamı boşta bırakıyor. Bu mahalle takımında olmaz bu hatalar! Lütfen rica ediyorum yöneten arkadaşlar bunu bir gözden geçirsinler, yazık oluyor harcanan paralara. Allah aşkına ne demek Merkez Hakem Kurulu'nun başına yabancı hakem getirmek? Ben hakemlerin yerinde olsam maçlara çıkmam ya, protesto ederim! Düşünün; hakemlerin başındaki arkadaşımız yabancı, VAR'dakiler yabancı, yönetim kuruluna iki tane daha yabancı alınmış... Türk futbolu diyoruz bunun adına. Ne Türk futbolu ya! Bu kadar kendi genciyle iş yapmayan bir sistem mi olur?" dedi.
Karakartal mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
Enzo Maresca: "Haaland hazır olacak"

Manchester United'da kazan kaynıyor!

Bruno Fernandes'e hırsızlık şoku!

Inter'in Hakan Çalhanoğlu planı

Dwight McNeil: "Oynadığım en iyi atmosferlerden biri"

Pierre Sage: "Beşiktaş'ı oynatmamaya çalıştık"

Ajax'tan son dakikalarda gelen galibiyet!

Hoffenheim'dan Lyon ile Avrupa'da siftah

İki penaltı, 3 gol, kırmızı kart ve Milan kayıp!

Zeki Çelik attı, Juventus evinde 1 puan aldı!














