Bu haberi yazdır
''1 numaralı aday Beşiktaş''
Spor yazarı Mehmet Demirkol, Beşiktaş'ı en büyük şampiyonluk adayı olarak gösterdi.  
Kaynak : Fanatik
''1 numaralı aday Beşiktaş''

Beşiktaş'ın başarılı performansı spor basınında da genişçe yer bulmaya devam ediyor. Spor yazarı Mehmet Demirkol da yeni yazısında Beşiktaş'ta övgüyle bahsetti.

Demirkol, şampiyonluğun en büyük adayı olarak da Beşiktaş'ı gördüğünü belirtti. İşte Mehmet Demirkol'un o yazısı...

1 numaralı aday Beşiktaş

Beşiktaş benim hâlâ bir numaralı şampiyonluk adayım. Ama ezeli rakiplerine geçilebilir. Ancak doğru yönetim tarzıyla önümüzdeki 10 yılda Beşiktaş’ın farklı olması bence kesin. Bunu kaybetmenin acısı çok daha büyük olur.

Galatasaray için bir dezavantaj olarak gördüğüm Europa Cup macerası, Beşiktaş için ters bir etki yapabilir. Sneijder, Melo ya da Muslera seviyesinde Europa Cup bir hedef değil. Orası için form yükseltmek içten gelmez. Hatta bunu iki yıldır Şampiyonlar Ligi gruplarından çıkan yerli oyuncular için de söyleyebiliriz. Bu sınıf oyuncuları ancak yarı finalden sonra Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir motivasyona yükseltebilirsiniz. Dünkü yazımda 2. numaralı kupanın Sarı-Kırmızılar’a zarar vereceğini söylemem bundan. Onlar seneye Şampiyon Ligi’ne direkt katılımı daha çok önemser. Ancak bu yarı finalden sonra hem bir kupa ihtimali hem de bu sene değişen statüyle Europa Cup’ı kazanan takımın Şampiyonlar Ligi’Ne katılacak olaması onları etkiler... Ancak Beşiktaş için durum böyle değil.

‘Kolej Takımı’ tanımını hak ediyor

Avrupa’da oynanan her maç Beşiktaş’ın genç ve tecrübesiz kadrosu için yeni bir ders. Öğreniyorlar. Çünkü öğrenmeye açıklar... Açık söylemek gerekirse eldeki ekip Metin-Ali-Feyyaz jenerasyonundan bile daha fazla ‘Kolej Takımı’ tanımı hak ediyor. Büyük çoğunluğu öğrenmeye açık. Ve neredeyse elle tutulur bir dayanışma var. Başakşehir gibi ligin en iyi kontra oynayan ekiplerinden birine karşı hücum hattının yarısını kaybetmişken 1-0’dan maç kazanmak bunun sonucu. 2. yarıda hiç denemediği 4-4-2’nin ağırlık merkezini biraz ileri taşıyarak sadece 2 kontra şansı verdi rakibine. Bu takımın öğrenebildiğini gösteriyor. Tabii bu kadar da değil.

Oyuncular arasındaki gelişme çarpıcı

Gökhan Töre konusundaki fikrim açık. Bir oyuncu Chelsea tarafından tercih ediliyorsa boş değildir. Ancak erkenden bırakılıyorsa bunun da bir sebebi vardır. Gökhan için sebep genç yaş kategorilerinde neredeyse tek başına maç kazanabilen bir oyuncu olmanın yarattığı deformasyon. Bunu Batuhan’da da görmüştük. Herkes fizik mental ve teknik olarak gelişirken bu tip oyuncular yerlerinde sayabiliyorlar. Bu durumu 2002’de İbrahimovic bile yaşadı. Yaşadığı krizi yerinde seyretme şansım oldu. Keza Yunanlı oyuncu Samaras bunu hala tam atlatabilmiş değil. Gökhan, bu yıl bunu atlatabileceğini tek başına maç kazanmanın bu seviyede imkansız olduğunu anlamış gibi. Kerim’in aynı yola girdiğini de söylemek için erken. Ancak umutlu olmamak için sebep yok. Keza an itibarıyla bir eşikte olan Pedro için de aynı şeyi söylemek mümkün. Olcay bu konuda rüştünü çoktan ispat etti. Geriye bir tek Oğuzhan kalıyor. Töre için söylediklerimi onun için de söyleyebilirim. Arsenal hiçbir oyuncuyu boşuna almaz ama boşuna da bırakmaz. Onda çok daha fazlası var. Sorun zihinsel. Yetinmemeli.

Kart sorunu

Beşiktaş’ın hakemler konusunda ezeli rakipleri kadar avantaj sağlamadıkları açık. Kendi evinde oynadığında bu fark daha da artıyor çünkü seyirci baskı yaratamıyor. Bütün bunlardan şikayet edebilirsiniz ama düzeltebileceğiniz şeyleri düzeltmek öncelikli olmalı. Başakşehir’e taşınmak ve orayı doldurmak ilk şart. Tabii standart özbaskı yaratmadan. Yani özellikle çizgide oyanayan tecrübesi az Beşiktaşlı oyuncuları baskı altına almadan... Özellikle arkadan yapılan faullerde rakibe mesafenin uzak olması da hakemin kart çıkarmasını kolaylaştırıyor. Yani rakiple vücut vücudayken yapılan Yugoslav faullerinde Türk hakemlerin kolay çıkartmadıkları bir gerçek. Mesafeyi korumak şart ve tabii ki bir tecrübe işi. Beşiktaş’ın ön alan baskısı yaptığı maçlardansa orta sahada baskıya giriştiği mücadelelerde daha fazla kart görmesi bundan. Bu kısmen çözülebilir bir durum.

Maçı bitirmek ve kırılmamak

Başakşehir, kırılmanın en muhtemel olduğu oyundu. Bunu yaşamamış olmak sadece bir 3 puan almanın ötesinde bir anlam taşıyor. Bu konuda hem fikiriz. Ancak asıl önemli maç Erciyes’ti belki korkunç bir sonla bitti ama oyun aynı şeyi anlatmıyor. Beşiktaş, geçen sene öne geçtiği maçlarda yaşadığı maçı bitirememe sorununu yaşamadı bu kez. Daha fazlasını istediği, yenilmeyi kabul etmediği içi kaybetti. Geçen yıl Fenerbahçe böyle şampiyon olmuştu. Bu yıl da olursa Beşiktaş bu sayede şampiyon olacak.

Önde baskıdan vazgeçme

Fenerbahçe maçındaki temel sorun Sarı-Lacivertli orta sahanı Gökhan ve Caner’le birlikte oluşturduğu 6’lı pas bağlantısına Beşiktaş pres ekibinin sayısal olarak yetersiz kalmasıydı. Ba, bunun bir parçası değil. Arkasındaki üçlü ve Veli-Atiba ikilisiyle az kaldılar. Savunma beklerinin desteğini alsalar dahi iş yürümezdi, ki alamadılar. O zaman yapılması gereken her zaman yaptıklarıydı. Yani stoperlere oyunun kaynağında baskı. Bilic’in geldiği günden buyana yaptığı belki de en önemli hata bu. Bundan dönebilirdi. Ancak ilk yarıda eksik kalınca iş değişti. Beşiktaş’ın ön alanda baskı yapmasının başka yararları da olacaktır.

5 pozisyonluk oyuncu

Fenerbahçe maçında Sosa’nın kilit oyuncu olduğunu yazmıştım. Töre’nin yokluğunda oyun kurucu o olacaktı. Sakatlıktan çıkmış olması nedeniyle Bilic, 11’de tercih etmedi. Başakşehir maçında görüldü ki önemi büyük. Onu Türkiye’deki diğer tüm meslektaşlarından ayıran özellik orta sahadaki 5 pozisyonu da çok iyi oynabilme potansiyeli. Oğuzhan’ın, Olcay’ın ve Töre’nin yerinde oynar. Atiba ve Veli’nin pozisyonunda da. Ben en büyük tehdidi Oğuzhan’ın yaşayacağını düşünüyorum. Önder Özen ise sağ bek kadar takımı etkileyebileceğini. Yani Atiba sağ beke gider. Veli-Sosa ikilisi de önü tutar. Neden olmasın. Demba Ba cuk oturmuş bir transfer. Sosa ise daha fazlası...

Yönetimin yolu

Beşiktaş avantajlı. Genel konjonktür onları Türkiye’de futbolseverlerin gözünde sempatik kılıyor. Galatasaray-Fenerbahçe kısır çekişmesi... Toplumsal olaylara verilen tepkiler... Oyuncuları kimseye antipatik gelmemesi... Sıradan bir Galatasaraylı ya da Fenerbahçeli baba, çocuğunun ezeli rakibin taraftarı olmasını istemez ve engellemek için her şeyi yapar. Bu, çocuğun Beşiktaşlı olması durumunda aynı derecede işlemez. Bu bir avantajdır. Sempatiyi kaybetmemek gerekir. Bilic, burada avantajdır. Yönetim de aşırı bir tavır sergilemedi uzun süre. Bu sponsor bulma konusunda herkesten şanslı yaptı onları. Bunu bozmamak gerekir. Yönetimlerin işi aşırı fanatizm gösterileri değil. Onların işi misal avantaj sağlayabilecekleri bir stat bulmak. Bunu başaramadılar. Eğer bugün hakemlerden şikayet varsa, en büyük sebebi kompakt bir stadın baskısından mahrum olmaktı.

Hatayı düzeltmek mümkün

Yönetimler hata yapar. Bunu Başakşehir hamlesinde olduğu gibi düzeltmek de mümkün. Ancak sempatiyi kaybederseniz bunu düzeltmek olanaksızdır. Beşiktaş benim hala bir numaralı şampiyonluk adayım. Ama ezeli rakiplerine geçilebilir. Ancak doğru yönetim tarzıyla önümüzdeki 10 yılda Beşiktaş’ın farklı olması bence kesin. Bunu kaybetmenin acısı çok daha büyük olur.

Karakartal mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
Bizi Takip Edin
Karakartal Twitter Karakartal Facebook Page Karakartal RSS Karakartal İphone Karakartal Mobil
En çok okunan haberler
AVRUPA'DAN FUTBOL