Beşiktaş Yönetimi ile ilk tanışıklığınız
nasıl oldu?
Yıldırım Demirören hayatta en çok değer verdiğim dostlarımdan biridir. Serdar da arkadaşımız. Yıldırım ile konuşmuş, sonra üçümüz
buluştuk. Yıldırım ‘Serdar’ı destekleyelim’ dedi, ben de okey verdim. Yıldırım yönetime girme sözü vermiş ikimiz adına, ben de girdim.
Peki, ilk göreviniz neydi?
Stattan sorumluydum. Sonra tesislerden sorumlu oldum. Ardından icra kurulunda ve transfer komitesinde
bulundum. O zamanlar Yıldırım’la birlikte İlhan ve Tümer’i aldık.
İdari ve sportif başarı yokken kenetlenmiştiniz. Başarı geldi, gittiniz.
Neden?
Başkan; Atıf Keçeci, Kazım Kanat ve Kaya Çilingiroğlu ile ilgili bir karar verdi. Bu karar, yönetime ait değildi. Bu nedenle fikir
ayrılıkları oluştu. Toplantıda söylediğim gibi, ‘koltuk uzun ömürlü değildir, hepsi gelip geçicidir’. Koltuk ya da makam için şahsiyetimden ödün
vermem. Başkanın fikirleri, karakterime ters geldiği için istifa ettim. Beşiktaş’ta ‘başkanlık sistemi’ var. Bu nedenle de Bilgili kendi inisiyatifini
kullanarak karar verdi, ama bu beni bağlamaz.
Nasıroğlu sizin için mi bıraktı?
Haksız olsaydım bırakmazdı.
Son
dönemde kulislerde başkan adaylığınız konuşuluyordu. Siz mi istediniz, yoksa sizi öne mi çıkardılar?
Yarınla alakalı bir hesap içinde
olmadım. Olsaydım, 100. yılda şampiyonluğa giden, mali ve idari sistemleri aşmış kulüpte yoluma devam ederdim. Beşiktaş camiası, benim kulüp için
tesis, altyapı ve mali konularda yaptığım çalışmaları takdir edip bana bu mevkiiyi layık gördü. İşte bu, başkan olmaktan daha önemlidir.
O
halde neden aday olmuyorsunuz?
Bana yapılan tekliflerde şu izlenimi elde ettim. Camiada başkandan çok, başkana rakip aranıyor. Ben birine
rakip olmak için değil, başkan olmak için aday olurum. Bana birileri gelip, ‘İnönü’nün yamalı bohça gibi yapılmasına karşıyız. Başkanın böyle bir
hedefi yok. Seni, bunları yapman için destekliyoruz’ deseydi, durum çok daha farklı olurdu.
Siz bunları yapacağınızı ifade edip
adaylığınızı açıklayabilirdiniz?
Benim aldığım elektrik netti ve iyi tattım. Herkesin derdi başka bir şeydi. Ben, hedef ve proje adamıydım.
Bu yüzden yeterli desteği bulmadım.
Başkan olsaydınız işe nereden başlardınız?
İcraatın fazla olmasından yanayım. Altyapı, her
yıl bir iki oyuncu üste vermeli. Beşiktaş Üniversitesi kurulmalı, ciddi eğitim kurumları hayata geçirilmeli. İnönü de kesinlikle orta vadede
yapılmalı.
Görevdeyken bu projeler konusunda çalışmadınız mı?
Bir şeyler yaptım, ama orada kaldı. Benim düşüncem, yıkılıp baştan
yapılması. 35 bin kişilik kompakt bir stat olmalı. Düşün; ‘zemini aşağı indirip, kapasiteyi artıracağız’ diyorlar. Peki, buralara nereden girilip
çıkılacak. İnsanlar hangi salonda oturacak, hangi tuvalete gidecek? Alt tribünlerin üst kısmı, kapalı, alta yapılacak ilave açıkta kalacak. Böyle
komedi olur mu!
Sizce takım nasıl?
En çok para, futbol takımında kaybedilmiş. Bizden önce de bizim zamanımızda da böyleydi.
Arama-tarama ekibi kuracaktık, öylece kaldı. Galatasaray’da sistem olmadığı için çöküş başladı. Beşiktaş da sistem kuramazsa çöküşü yaşar.
İstifa eden isimler, yönetimdeki icraatlarıyla hep alkışlanmışlardı. Bunun nedeni sizce ne?
Özellikle Yıldırım ve benim açımdan bu
olaya bakarsak; ikimiz de ilk günden beri varız. Sonuç belli; demek ki, tam bir ekip oluşturamamışız. Birliktelik olsaydı yönetim böyle çatlamazdı.
Bunun yorumunu kamuoyuna bırakıyorum.
Fenerbahçe ve Galatasaray’a baktığınızda, Beşiktaş’ın farklı olduğunu söyleyebilir misiniz?
Ben yönetimin öne çıkmasını benimsemiyorum. Mesela, Manchester’ın başkanını kimse tanımaz. Biz, kurumsal bir kulüp yaratacaktık. Ancak sistem
değil, şahıslara bağlı konular ön plana çıktı. Biz her geçen gün Fener’e benzemeye başladık.
Hangi açıdan?
Biz kötü günlerden
bugünlere geldik. Benim babam da yöneticiydi. Kendi altyapımız, kültürümüze bakarak bir yerlere gelmiştik. Şimdi sadece dışarıdan alınan oyuncular
üstüne ve sansasyonel bir kulüp olmaya yöneldik.
Siz de ‘değişim’ diye geldiniz.
Çocukluğumda hep Trabzonspor ve Fenerbahçe
şampiyon oluyordu. Biz şampiyonluk görmedik, ama tribünler full’du. Beşiktaş’ı sevmek için ille de şampiyon olmak gerekmiyor ki! Özünü kaybedersen,
Siyah -Beyaz aşkını ön plana çıkarmazsan bugünkü duruma gelirsin, boş tribünlere oynarsın.
Başkan’ın Yıldırım bey ve sizi yeniden yönetime
almayı telaffuz ettiği iddia ediliyor...
Bu yönde duyumlarım oldu, ama bana gelen net bir şey yok. Başkan’la çalışmam mümkün değil. Çünkü
önemli şeyleri kaybettik.
Ya başka bir aday çıkar da size teklifte bulunursa görevi kabul eder misiniz? Yoksa sadece ‘başkanlık’ mı dersiniz? Benim için hedeflerin olması yeterli. Kaldı ki, şu an Başkan bile gelip yönetimde olmadan yardım etmemi isterse, seve seve dışarıdan bunu yaparım.
Kulübe yönetici olmanın iş hayatınıza bir artısı oluyor mu?
Ben kulübe gidip de rant sağlamış bir kişi tanımıyorum.
Bu görevde verme işi - alma işi yok. Aldıkların şunlar; şahsi egonuzun tatmini, itibar ve tanınmak... Başka bir şey yok. Mesela Aziz Yıldırım, ne
zaman Fenerbahçe Başkanı olduğu için iş almıştır ki?
Sizce başkanlık süresi ne kadarla sınırlandırılmalı?
3 yıllık sistemde iki
dönemden çok olmaması lazım. Çünkü 6 yıllık süreç, her proje için yeter de artar bile. Yeni gelen insanlara kapıyı açmak lazım. Başkan, 3. dönem için
‘devam’ kararı verdi. Bu, kendi kararı.
Olağanüstü kongre kararı alınmazsa, sonraki seçim 2007’de olacak.
Allah göstermesin,
olağanüstü kongre falan olmasın. Benim, Beşiktaş’ın mutsuzluğu üzerine politikam yok.
Başkan’ın sizin aday olmanızdan çekindiği
konuşuluyor?
Adaylığımın Başkan’ı rahatsız etmesi benim adıma hoş bir şey.
Bir de sizin, Başkan aleyhinde konuşup propaganda
yaptığınız söyleniyor?
Başkanın şahsı ile ilgili bir şey yok, ancak yönetim tarzıyla ilgili beğenmediklerimi söyledim. Çünkü o koltukta
oturanlar, tenkit edilmeye hazırlıklı olmalılar. O rahatsız olacak diye, bu tavrımdan vazgeçmem.
Sıkı bir muhalefetin olmaması bir sakınca
değil mi? Muhalif kanat, sizi bu eksiklik nedeniyle öne itmiş olabilir mi?
Ben muhalefet olmam, alternatif olurum. Şu an muhalefet yok gibi
gözüküyor, doğru... Bu bir eksiklik. Aday çıkmalı ve demokratik bir seçim yaşanmalı.
Kongreye az katılım olacak. Böyle bir ortamda seçilen
yönetim tam olarak meşru mudur?
100 kişi de olsa, genel kuruldan üye alan yönetim meşrudur. Tüzük değişikliğindeki son kararlar 250 kişiyle
alındı. Kulübün anayasası değişirken bile bu kadar ilgi vardı.
Peki ya kalite?
Rekabetin olmadığı yerde kalite olmaz. Bu nedenle
yeni yönetimde pek kalite olmayacaktır. Mesela başkan ilk iki dönem proje kitapçığı hazırladı. Şimdi tek aday olarak bunları yapacak mı? Yapmayacak...
Geleceğe yönelik aday çıkar mı?
Çok çıkar. Bu, ne Yıldırım’ın ne benim ne de Nevzat ağabeyin tekelinde olan bir durum değil.
Beşiktaş’ta aday olabilecek potansiyelde çok insan var. Belki camia çıkıp üç yıl sonra ‘Yıldırım’ı başkan olarak görmek istiyoruz’ diyebilir. Turgay
Ciner, Zafer Yıldırım, Nevzat Demir, Hüsnü Güreli gibi isimlerin adının geçmesi de çok normaldir. Ancak projelerin ortaya çıkması lazım.
‘Laylaylomlar’la bu iş olmaz.
Ümraniye’de Seba, siz ve Nevzat beyin büyük katkısı var. Zira Fulya’da da öyle. Projeler bittiğinde paralı
yöneticilere ihtiyaç kalacak mı?
Beşiktaş’ta Ümraniyeler, Fulyalar bitmez. Ben Akatlar’da çok uğraştım. Çünkü Beşiktaş’ın böyle yerlere
ihtiyacı var. Bir zamanlar da Yassıada ya da Sivriada’yı alalım diye uğraştım. Ama benden sonra bu fikirler ortada kaldı. Bugün maçı aldık
başarılıyız, yarın kaybettik başarısızız. Böyle şey olmaz. Dünya takımı olmak istiyorsak, uzun vadeli stratejiler geliştirmeliyiz. 2-3 yıl sonrasının
takımını yaratmak için çalışmalıyız. Almanya’da bir takım satın alınmalı. Türkiye’de de bir tane... Yoksa taşıma suyla değirmenin dönmeyeceğini herkes
görecek.
Kaynak: Fanatik
Karakartal mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın

Aston Villa, İtalya'dan avantajlı skorla döndü!

Liverpool ayrılığı açıkladı: Robertson

Juventus'tan Alisson Becker hamlesi!

Juventus, Spalletti ile sözleşme uzattı!

Son şampiyon PSG, Liverpool'a ızdırap oldu!

Rafael Van der Vaart'tan Vinicius'a eleştiri!

Juventus'ta Spalletti için geri sayım

Borussia Dortmund'dan Jadon Sancho açıklaması!

Alvaro Arbeloa'nın kaderi Münih'te!

Simeone'den Lucescu'ya duygusal veda: "Beni korurdu"
















