"Bunun adı ihanettir"
Bir insan eğer verdiği mesai karşılığı çalıştığı kurumda sırf kendi egosu ve kaprisleri uğruna keyfi kararlar verip, çalıştığı yere zarar veriyorsa bunun adı ihanettir!
Kaynak : Bugün
Hele bu kişi yaptığı bu işin karşılığınca yüklüce bir miktar parayı cebine koyuyor, ayrıca bir de çalıştığı kurum yaşadığı tüm ülkeyi ilgilendiren yani hepimizin takımı olan milli takım ise, o zaman bu kişinin şapkasını önüne koyup iki kere düşünmesi gerekiyor.
Herkes anlamıştır ama evet bahsi geçen şahıs milli takımlar sorumlusu Fatih Terim’dir. Geçmişte kazandığı kupalar ve başarılar ile taraflı tarafsız herkesin sempatisini toplarken, kabadayı uslubu ile bu kazanımların birçoğunu zaman içinde kaybetmiştir. Hatta bana göre zamanında hiçbir Türk teknik adamının bile yakınından geçemediği bir İtalyan devinin başına gelip sırf bu kaprisleri yüzünden saha sonuçları başarısız bile olmadan kapının önüne koyuluvermiştir.
Milli takım demek, tüm takımların üstü demektir. Siz eski futbol yaşantınızda hangi takımda çalışırsanız çalışın, hangi takımın taraftarı olursanız olun, bu kutsal göreve başladığınız gün, o takımın formasını üstünüzden çıkartıp bu kutsal formayı üstünüze geçirip görevinize başlarsınız. Biraz da abartıp sadece kamuoyunda bu tip soru işaretleri oluşturmamak adına kendi tuttuğunuz takım ile ilgili kararlarınızda oturup iki kere düşünürsünüz.
Siz ortaya çıkıp “kardeşim yetki de bende güç de bende. Burada ben ne dersem o olur, size de oturup seyretmek düşer” derseniz, yerinizde sayarsınız. Şu an ki kariyeriniz çok daha fazlasını mümkün kılsa da sadece bu egonuz yüzünden yerinizde saymaya devam edersiniz.
Gelelim işin ayrıntılarına; şu an kendi taraftarının bile kabul ettiği bir şekilde eğer siz defansı büyük takımlar arasında en kötü olan takımdan (yediği gol sayısı sıralamasında ilk 10’a bile giremeyen bir Galatasaray) bir iskelet defans oluşturursanız eleştirilerin hedefi olursunuz. Galatasaraylı taraftara bile yaranamayan Sabri, sol bekten stoper yapılan Hakan Balta ve zorunluluktan oynayan bir Emre Aşık ile yola çıkarsanız olası bir başarısızlıkta verecek bir cevabınız bile olamaz.
Bu isimlerin haricinde geldiği günden beri toplamda iki çalım atmış ya da atmamış Kazım diye oyuncuyu evlatlık edinmiş gibi her maç kadronuza alırsanız, saha içi ve dışı yaptıkları ile hepimizi utandıran Emre Belözoğlu gibi bir oyuncuya milli takım kaptanlığı verirseniz, Beşiktaş’ta iken de benim beğenmedim İbrahim Kaş’ı kadronuza çağırır iseniz (2006 yılından beri oynadığı toplam resmi maç sayısı 20 olan ve bunların büyük bir kısmı da son dakikalarda oyuna girdiği maçlar olan bir oyuncu) tüm ülkenin ve benim takımım olan milli takımdan insanları soğutursunuz.
Sevgili Fatih Terim; alın teri ve formayı hak etmek çok özel şeylerdir, eğer elinizdeki bu gücü kullanıp formayı hak edenlere vermez iseniz kimsenin gözünde bir değeriniz kalmaz.
Peki; nasıl oluyor da İbrahim Toraman gibi bir oyuncu bu kadar yokluk anında bile milli takımın yanından bile geçemiyor? Bu anlattıklarımız ışığında bir sonuca varmak istersek önümüze iki seçenek çıkıyor;
1-) Fatih Terim, milli takımı bir vitrin gibi kullanıp, anlaştığı bazı oyuncuları (Kazım, İbrahim Kaş gibi) bu vitrinde makyajlayıp piyasaya sürüyor ve bunların yaptığı transferler üzerinden komisyon alıyor. Bu seçenek eğer Fatih Terim değil de herhangi bir hoca olsaydı doğru olabilirdi, ama çok eleştirdiğimiz Terim’in bunu yapacak tarzda bir insan olmadığını hepimiz biliyoruz.
2-) Siyasi, dini ve hayat görüşleri kendininkine uymadığı için bazı oyuncuları silmek. İşe bu ihtimal bize biraz daha gerçekçi gibi gözüküyor.
Terim olduğu yerde bir diktatör gibi yaşamak istiyor. Hiç kimsenin ona itiraz etmek, eleştirmek gibi hakları olmadığını düşünüyor. Onun yanında çalışan insanları ona mutlak itaat etmesini istiyor. Bunları yaparken de kendi çıkarlarını korumak adına, altında çalışan adamları bir çırpıda silebiliyor (Türk futbolunda gelmiş geçmiş en efendi oyuncu ve bence geleceğin de iyi teknik adamlarından biri olan Şifo Mehmet’e bir İsviçre rezilliğinin tüm faturasını çıkartabiliyor).
Konu uzun ve karmaşık ama konu eğer Türk Milli takımı yani benim takımım ise benim bu konuda konuşma hakkım her zaman vardır. Benim anlayamadığım nokta ise bazı şeyler o kadar açıkken bile büyük (!) Türk basınından bir kişi bile adam gibi çıkıp bağıra bağıra “Hayırdır” bile diyemiyor. Ama ben buradan avazım çıktığı kadar, sesimin el verdiği kadar bağırıyorum:
- Sayın Fatih Terim; bu takım benim, bu takım Türkiye’de yaşayan bizlerin, bu takım yurt dışında vatan hasreti çeken Türklerin! Lütfen bizim olan bir şeye sırf egoların yüzünden zarar verme, çünkü biz onu çok seviyoruz…Karakartal mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
En çok okunan haberler
AVRUPA'DAN FUTBOL

Juventus, ligde seriye bağladı!

Manchester City, şampiyonluk maçında Arsenal'i devirdi!

Bayern Münih eze eze şampiyon!

Gol düellosunda son söz Abraham'ın

Milan, ligde tek golle kazandı

Vitor Pereira, ateş hattından çıkardı!

Cremonese - Torino maçı başladığı gibi bitti

Roma, Olimpico'da 1 puanı kurtardı

Leipzig, Frankfurt engelini de aştı!

Napoli yenildi; Inter geri sayıma geçti!

Marsilya'ya Lorient darbesi; ilk 4 tehlikede
En çok yorumlanan haberler




















