Sayın Başkan, herşey iyi giderken şemsiye birden ters dönüverdi. Hata nerede, kimde ya da kimlerde?
Herşeyden önce devre arası
hazırlıkları iyi olmadı. Takım iyi hazırlanmadı! Bu çok önemli. Hazırlık iyi olmayınca takım ligin ilk yarısındaki performansı sergileyemedi. Ligin
ilk yarısı bitince herkesin bizi şampiyon olarak görmesi bir başka sebeptir. Camia olarak biz de bu şampiyonluğu erken kutlamaya başladık. Bu da
yanlıştı... Bir başka sebep ki, bana göre en önemlisi budur, oynanan altı maça bakarsanız, Beşiktaş'a karşı gösterilen maç yönetimlerini incelerseniz
bazı gerçeklerle karşılaşırsınız. Samsun maçı bunun tipik bir örneğidir ve Beşiktaş'a çok büyük zarar vermiştir. Hem futbolcularımızın ceza alması,
hem kulübün ceza alması, futbolcuların ve camianın morali bozulması hep o maçın eseridir. Kimse bunları değerlendirmedi ve herkes arada söylenen bir
"kartopu" esprisine takıldı. Oysa o sadece bir vurgulamaydı. Yanlış anlaşıldı, farklı boyutlara götürüldü. Oysa biz kuralların tüm hakemler tarafından
Cem Papila gibi birebir uygulanmasını, aynı kararlılıkla uygulanmasını istedik. Sonraki haftalarda kırmızı kartları aynı kararlılıkla çıkaramadılar.
Beşiktaş'ın da altı haftadır kendi gücünü sahaya yansıtamadığını da kabul ediyorsunuz sanırım?
Doğru... Biz altı haftadır çok iyi
değiliz. Beşiktaş Beşiktaş gibi futbol oynamıyor. Fakat Beşiktaş'ta bir değişiklik yok, geçen sezon ya da ligin ilk yarısındaki Beşiktaş neyse,
bugünkü ekip de o... Şu anda herkesin beklediği ve istediği (!) gibi puanlar eşitlendi... Benim istediğim, puanlar eşitlendiğine göre artık şartlar da
eşitlensin... Yarış adaletli olsun... Beşiktaş maçlarındaki yönetim standardı bundan sonra rakibimize de uygulansın. Bu taktirde önümüzde onbir maçlık
yeni bir maraton olur. Beşiktaş bundan önce aradaki farkı nasıl açmışsa yine açar. Belki Fenerbahçe bu defa fark yapar, hatta Galatasaray bile geriden
gelip önümüze geçebilir, biz bunu da içimize sindiririz. Kendimize ve camiamıza, oyuncularımıza güvenimiz tam. Şanslar bana göre yüzde elli yüzde
ellidir. Ligin ilk yarısında kalan onbir haftalık periyoda baktığımızda Fenerbahçe, tekrarlanan Rize maçı dahil 23 puan toplamış, Beşiktaş 27... Yani
aradaki 8 puanlık farkın yarısı bu periyodda oluşmuş zaten. Yine aynı şey olabilir. Beşiktaş bu ligin en güçlü takımıdır. Ben bu onbir hafta sonunda
şampiyonluk amacına ulaşacağımıza inanıyorum. Bundan hiç şüphem yok.
Lucescu'nun, F.Bahçe-Rize maçının tekrarlanmasıyla ilgili
açıklamaları ve sonraki sözleri de biraz okları üzerine çekmesine neden olmadı mı?
Hayır! Hocanın açıklamaları, haksızlıklara tepkidir,
isyandır. Fakat bunun futbolcuları etkilediğini düşünebiliriz. Çünkü oyuncularımız da haksızlıklar karşısında sahada sakin olamıyorlar, istedikleri
baskıyı futbol olarak kuramıyorlar. İstatistiklere baktığımızda, her zaman en centilmen takım olan Beşiktaş son sıralardadır. Bakın gösterilen
kartlara, bir çoğunda haksızlık olduğunu görürsünüz.
Şampiyonluk kaybedilirse Lucescu ile devam edecek misiniz?
Şampiyonluk
giderse kimse mutlu olmaz biz de bu nedenle gitmemesi için elimizden geleni yapacağız. Ancak biz Lucescu ile devam edeceğimizi söylerken istikrardan
bahsediyoruz. Beşiktaş gibi büyük bir camiayı günlük gelişmeler sonucu alınacak anlık kararlarla yönetemezsiniz. Şampiyonluk kaybedilse bile Lucescu
ile devam ederiz, bu konudaki düşüncemizde hiçbir değişiklik yok.
Lucescu'nun medyayla polemiğe girmesi de gerginliği arttıran
faktörlerden biri değil midir?
Lucescu kendisini, ve futbolcularını korumak için konuştu. Yapılan hataların devam etmemesi gerektiğini
söyledi. Hepsi de doğrudur, haksızlık karşısında söylediklerinin. Ancak medya yöneticilerinin, spor müdürlerinin neredeyse tamamı Fenerbahçeli'dir.
Beşiktaşlı ve Galatasaraylı yok denecek kadar azdır. Sanırım bazı haberlerin değerlendirilmesinde bu faktörde etkili olmuş olabilir. Böyle bir rekabet
ortamı oluşunca, bazı kararları gönül verdikleri takım lehinde oluşabilir... Mutlaka böyle olmuştur demiyorum ama bu da bir ihtimaldir.
Gücü olan takım kalan onbir maçta da istediği hedefe ulaşabilir herhalde...
Elbette... Ben hocamla ve futbolcularımla yaptığım
görüşmede, her şeyi unutmalarını ve yeniden başlamalarını istedim. 'Bu noktaya nasıl geldiğinizi düşünmeyin, her şeyi, hakem hatalarını, kendi
hatalarını bir yana bırakın. Gerekli dersi aldıysanız siz bu yarışı yine kazanırsınız. Bunu yapacak gücünüz var' dedim. Gerçek budur. Önümüzde onbir
maç var, Fenerbahçe'yle de kendi sahamızda oynayacağız. Türkiye'nin en iyi futbolcularına sahip, en güçlü takımıyız. Rakibimiz kesinlikle bizden daha
iyi değil... Sıfırdan başlıyoruz. Bu yarışı yine biz kazanırız.
Fenerbahçe artık şampiyonluğu kaptırmaz diye bir görüş var... Bu havayı
kırmak için neler yapmayı düşünüyorsunuz ya da yapıyorsunuz?
Puanların eşitlenmesi, lige heyecan gelmesi, hem basının hem televizyonun işine
gelmiştir. Artı kamuoyu da bundan mutlu olmuştur. Çünkü spor kamuoyu şampiyonluğun büyük bir puan farkıyla belirlenmesinden keyif almaz. Rekabet var,
heyecan var, maçlardaki taraftar sayısı artacaktır. Ben bu nedenle Beşiktaş'a yapılan haksızlıkların da ortadan kalkacağını düşünüyorum. Daha adaletli
bir yarış olacağına inanıyorum.
İki sezon önce böyle bir durumda Fenerbahçe'yi yenerek Beşiktaş tüm sıkıntılardan kurtulmuştu, Valencia
maçı böyle bir etki yapabilir mi?
Kesinlikle yapabilir. Bu turu geçeceğimize inanıyorum ama futbolun içinde her sonuç var. Valencia da güçlü
bir takım. Buna rağmen bu maçta futbol olarak gerçek kimliğimizi bulmamız çok önemli. Futbolcularımız bunu başardıkları taktirde hem camianın, hem
kendilerinin morali yükselecek ve öz güvenleri geri gelecektir.
UEFA da final oynamak mı, yoksa lig şampiyonluğu mu daha önemli?
UEFA'da final daha önemli...
Sergen bu sezon özellikle ligde çok etkisiz, bunu neye bağlıyorsunuz?
Bir tek Sergen değil, tüm
takımda bu düşüş var. Diğer futbolcular nelerden etkilendiyse Sergen de aynı şeylerden etkilenmiş olabilir.
Sinan Engin ligin ikinci
yarısında sanki pasifize edilmiş gibi!..
Konumunda hiçbir fark yok. Zaman zaman bazı sorunlar yaşanabilir, yaşanmıştır da. Sinan Engin son
derece başarılıdır ve görevinin de başındadır. Ufak tefek sorunlar ki, bunların bazıları basına da yansıdı.
Divan Kurulu seçimlerinnde
sizin desteklemediğiniz Şeref Nasır kazandı, bunu kendinize verilmiş bir mesaj olarak mı alıyorsunuz?
Divan Kurulu Beşiktaş'ın akil
insanlarının, büyüklerinin oluşturduğu bir kurum. Bir yürütme organı değil... Divan Kurulu Beşiktaş yönetimine destek verecek ve biz gerektiğinde
gidip büyüklerimize danışacağız. Bu ailemizdeki büyükbaba örneği gibidir. Bir bakıma ihtiyarlar meclisi müessesesidir. Daha önce bazı şeylerin medyaya
sızdırılması, içimizde kalması gereken raporların medyada tartışılması bizi rahatsız etti. Medya da seçim sonucunu muhalefetin başarısı gibi
yorumladı. Bunlar yanlıştır. Divan Kurulu'ndan beklentimiz değişmedi. Divan Kurulu'nu bizi basın önünde eleştiren, muhalefet yapan bir kurum olarak
görmek istemiyoruz. Bu kulübe zarar veriyor. Bu gerçeği herkes görmelidir.
3 yıl önce Daum, "Nihat'ı satmak şampiyonluğu satmaktır" demiş
ve siz Nihat'ı satmıştınız. İlhan olayına bu pencereden değerlendirir misiniz?
O sezon şampiyonluğun kaçırılmasının bir çok sebebi var sadece
Nihat'a bağlamak yanlış. İlhan olayını da bu açıdan değerlendirmiyorum. Çünkü doğru olmaz. İlhan'ın takıma son 1.5 sezonda yaptığı katkılara bakın...
Kaldı ki giderken Beşiktaş'a çok büyük bir katkı sağlamıştır. İlhan'ın kendi maliyetini de düşünürseniz bu rakamlar çok ciddi seviyelere ulaşır.
İlhan gitti, İlie geldi, İlie'yi almak bir risk değil miydi? Artık pahalı yıldızlara talip olmayacak mısınız?
İlie çok kaliteli bir
futbolcu. Ona güvenim tam. Klası belli. Zaten çok iyi şeyler yapıyor, daha da yapacaktır. Devre arasında bütçemizi ayırdık ve büyük bir araştırma
yaptık. Ancak sezon ortasında çok fazla üst düzey futbolcu alma şansınız yok. Biz bulduklarımız içinde en iyisi olan İlie'yi aldık, ondan da çok
memnunuz. İhtiyacımız olan herkesi alacak gücümüz var, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ancak her futbolcunun değeri vardır, bu değerin çok üzerine
çıkıldığında körü körüne onu almak transfer yapmak değildir. Gerçekçi olmak gerek."
Kaynak: Sabah Gazetesi

Bayern Münih, Wolfsburg'u ateşe attı

Manchester City 3 attı, Arsenal'i nefesini hissettirdi!

Atletico Madrid'e bir şok daha!

Manchester United'ın serisi sona erdi

Brighton, Wolves karşısında rahat kazandı!

Arne Slot'tan değişim sinyali!

Alvaro Arbeloa'dan köstebek sorusuna cevap!

Hansi Flick'ten Real Madrid sözleri!

İnanılmaz olay: Yangın tüpü sıktı, kadro dışı kaldı!

Alvaro Arbeloa'dan Valverde ve Tchouameni için açıklama























