Bu maç için hiçbir şey yazmak istemiyorum… Neden mi?
Bu maç için hiçbir şey yazmak istemiyorum…
Neden mi?
Çünkü,
Şampiyonlar Ligi şampiyonlar ligi oldu olalı, adını bile okuyamadığımız, kulüp adı tümüyle sessiz harflerden oluşan takımlar dâhil, hiçbir takım kendi sahasında maça bu şekilde bir baskı yiyerek başlamamışsa…
Çünkü,
Haydi bir şekilde o baskıyı ve ilk golü yediniz, daha sonra ilk yarının geri kalanında maçın başındaki aynı baskıyı yemeye devam etmeniz büyük bir rezilliktir. Futbolda her sonuç vardır, fark da yersin, baskı da yersin ama Şampiyonlar Ligi tarihinde “kendi sahanda” böyle bir baskı ilk defa görülmüş ise…
Çünkü,
Rakip takımın hocası belli ki hafta işi tüm mesaisini Beşiktaş’a ayırmış ve Beşiktaş’ın filmini çekmiş, oyuncularına Beşiktaş’ın zayıf yönlerinin üzerine gitme talimatı vermişken, buna karşın Denizli rakip ile ilgili bir analiz yapmamış ya da yapmış olsa bile bunu oyuna yansıtacak bir düzen kurmamışsa…
Çünkü,
Elindeki Şampiyonlar Ligi kalitesine erişebilecek tek golcün Bobo’yu (o da artık futbolu unutmaya başladı ama) kanatlara tutsak etmişsen…
Çünkü,
İlk 11 de halı saha maçlarında bile kendi takımına almak istemeyeceğin Uğur İnceman, Serdar Özkan, İbrahim Kaş ve Hakan Arıkan gibi 4 tane oyuncuyu görürsen…
Ne bu maçı seyredesin kalır ne de bu maç hakkında yorum yapacak enerjin…
Bugün benden yorum yok, bu takımı kuranlar, idare edenler ve dün sahaya Beşiktaş formasını giyip çıkanlar, gelsinler onlar bu maçı yorumlasınlar.
Not: Bu dediklerimize rağmen bu takımın gücü ve tarzı Türkiye ligi için yeterlidir. Aşırı ağır bir psikolojik travma geçirmez iseler her türlü olumsuzluğa rağmen yine şampiyonluk yarışının içinde olacaklardır ama sadece ülke sınırları içinde kısıtlı kalacak olan bu olay sizleri ne kadar memnun eder bilmem ama bana yetmez !