Avrupa’da başarısızlık Beşiktaş’ın kaderi olmaya başladı. 2. sınıf takımların katıldığı bu gruplarda üç senedir arka arkaya hezimet yaşanıyor ama camia buna bir tepki vermiyor, herkes bunu kabullenmiş. Önümüzdeki birkaç gün içinde olacakları tahmin etmek zor değil, futbolcular hemen önümüzdeki Rize maçına bakmaya başlarlar, Ali Gültiken takımın havasının çok iyi olduğunu söyler, Tigana kürdanını çiğner, yönetim Servet’i transfer eder ve her şey yoluna girer.
Şimdi denilebilir ki, hakem o penaltıyı vermeseydi işler böyle olmazdı, ama unutamamalı ki tarih o penaltıyı değil, Beşiktaş’ın başarısızlığını yazacak. Ayrıca sen hakeme çanak tutarsan, hakemin de aklına eser o penaltıyı verir. Sürekli bahsettik Beşiktaş’ta saatli bomba gibi ne zaman elinizde patlayacağı belli olmayan oyunculular var. Baki bunların en başında geliyor. Türkiye’de bazılarına göre iki maçta iki tane orta kafasına çarpınca iyi defans oyuncusu olmaya başlamıştı, ama dün de gördük, eğer takımda kalırsa yarında göreceğiz, Baki bu takıma 1 verirse onu iki gün sonra 10 olarak geri alır. Tamam, çok iyi niyetli, çok çabalıyor, ama Beşiktaş “İyi İnsanları Koruma Derneği” gibi bir cemiyet değil, Beşiktaş Türkiye’nin en köklü kulübü ve asla bu durumlara düşürülmemeli. Baki için söylediklerimin aynısı hatta en azından 2 katı Runje için de geçerli. Runje Beşiktaş’ın kalecisi değil, ama sanırım Tigana ve yönetim bunu anlamak için Runje’nin bu takımın canını daha da fazla yakmasını bekliyor. Bu sözleri Runje’nin güzel oynadığı bu maçtan sonra bile tekrar etmemdeki amaç, Beşiktaş’ın daha fazla zarar görmesini istememem. Eski bir kaleci olarak şunu net olarak söyleyebilirim ki Runje dün gece bile bana bir saniye güven vermedi, sanırım Beşiktaş’lı oyuncularda benim gibi düşünüyor olacak ki, Runje’nin penaltı kurtarmasına ihtimal bile vermedikleri için kimse topu takip etmedi ve Beşiktaş maçın kopma noktası olan o ilk golü kalesinde gördü.
Geçen yazımda da Serdar için bir bölüm ayırmıştım, bugün de ayırıyorum ve Serdar’ın her böyle oynadığı maç sonrası onun adını yazıma koyacağım. Dün belki Ricardinho’dan bile daha çok elini taşın altına soktu, takımını rahatlatmak adına, topu ayağında dinlendirdi, yeri geldi süratli oynadı, her atağı tek başına karşıladı… Kısacası mükemmel oynadı, Bravo Serdar, lütfen hep böyle kal… Serdar böyle oynarken yanındaki Kleberson adeta döküldü. Bize göre Kleberson Beşiktaş ile bağını şimdiden koparmış, yönetim biraz akıllı davranıp Kleberson’u da hemen bu takımdan göndermeli, çünkü Kleberson kadroda olunca, sadece isminden ve geçmişinden dolayı otomatikman takıma giriyor.
Öyle ya da böyle Beşiktaş yine Avrupa’ya erken veda etti ve tüm sevenlerini ve Türkiye’yi üzdü. Beşiktaş’ın önünde Avrupa hedefi kalmadı, ligde bayağı bir geriye düştü, tek mantıklı hedef Türkiye kupası, ama o da Beşiktaş camiasını ne kadar tatmin eder bilinmez.