Sevilen yazarımız Eray Erdal, kulübümüzün son durumunu değerlendirdi.
Artık sözün bittiği yere geldik.
Kırgınım… Üzgünüm… Sinirliyim…
Galatasaray maçı: İyi futbol ama sonuç hezimet. Manchester United maçı: Güzel mücadele ama sonuç mağlubiyet. Kayseri maçı: İstekli futbol ama sonuç hüsran. Suçlu yönetim mi , Denizli mi, futbolcular mı? Geçen senenin şampiyon takımına ne oldu da hale geldi.
Yönetim beceriksiz mi?
Evet, kesinlikle öyle ama şuan ki durum için yönetim istifa demek sorunu çözmeyecektir. Bu başarısız yönetim gitmelidir ama şuan ki sorunun kaynağını sadece yönetim olarak tespit etmek kafamızı kuma gömmek olur.
Denizli suçlu mu?
Evet, kesinlikle öyle. Antrenörlük diplomasını dün almış yeni bitme bir teknik adam gibi ben yaptım oldu, olmak zorunda havalarına girdi. O bildiğimiz sempatik, canayakın Denizli gitti yerine Fatih Terim benzeri egolu ve inatçı biri geliverdi. Şampiyonluk getiren iskelet ile çok oynadı ve işler ters gittikçe de geri adım atmamak adına daha da saçmaladı. Evet, kesinlikle Denizli hatalıdır ama benim gözümde ve gönlümde hala Beşiktaş’ı şampiyon yapan Denizli’dir. Türk halkının genetik hastalığıdır, dünü çabuk unutur, günlük yaşar ama ben dünü unutmadım. Geçen sezonu 5. sırada bitiren Beşiktaş için bu takım şampiyon olacak demişti herkes ona malum yeri ile gülmüştü ama o çıkıp dediğini yapmıştı. Şuan Denizli çıkıp, ben bu sene bu takımı şampiyon yaparım derse bunu aklım almasa da ona inanırım daha doğrusunu onun bende böyle bir kredisi kesinlikle var. Ne zaman ki, benim burada misyonum tamamlandı der ise, işte o gün lütfen kal demem ama ayağa kalkar Denizli’yi alkışlar içinde yolcu ederim. Çünkü ben Beşiktaşlıyım, Beşiktaş’ımı adına yakışan bir şekilde şampiyonluk tacını giydiren Denizli’ye kötü bir söz etmeye yüreğim el vermez.
Peki ya futbolcular?
Bence şuan için en geri planda kalsalar da, benim gözümde bu kötü gidişin en baş aktörleri onlar. Sezon başlamadan bir para, prim, maaş kavgası aldı başını gitti. Geçen sezon atılan her golden yekvücut olan takım bir anda paramparça oldu. Geçen sezon şampiyonluğun baş aktörleri bir anda kayıpları oynamaya başladılar. Sanki bu sezon yapılan transferleri hazım edemediler, madem o kadar para aldınız çıkın bizden daha iyisini yapın da görelim havasına büründüler. Umarım bu yazdıklarımda yanılıyorumdur ama görünen bu. Eğer gerçek bu ise bunun adı formanı satmak ile eşdeğerdir, ve eğer ortada böyle bir şey var ise geçen sene şampiyonluk yolunda akıttıkları o terlerinin bir damlası bile benim için bir şey ifade etmez , çünkü formuz olmak, kötü oynamak farklı bir şeydir, Beşiktaş formasını o ya da bu neden ile satmak ise çok farklı bir şeydir.
Olay sadece arka arkaya gelen şansızlıklar serisi mi?
Olabilir ama nasıl geçen sene gelen şampiyonluğu Denizli’nin şansına bağlayanlar birer futbol cahili ise, şuan ki kötü gidişin tek nedenini şansızlığa bağlamak o denli basiretsizlik olacaktır. Konu şansızlıktan açılmış iken bir okurumdan gelen maileden de bahsetmeden edemeyeceğim. Beşiktaş’lı Ayhan Bey; Kızılay formalarının Beşiktaş’a iyi gelmediğinden yakınırken olayı da hoş bir nükte ile tamamlamış:”Kızılay bir yardım kurumudur ve Beşiktaş’ta şuan kimin puana ihtiyacı varsa bol keseden onlara yardım ediyor.”
Sebebi yukarı saydıklarımızdan en az iki tanesidir ya da belki de hepsidir ama bu olayın tek bir sorumlusu yoktur. Bu olay bir bütündür. Yukarı da bahsetmediğim ama beynime bir bıçak gibi saplanan başka bir yönü daha var olayın. Beşiktaş buna benzer bir çöküşü Serdar Bilgili’nin son döneminde de yaşamıştı. Yaklaşan kongre ile eğer bu çöküşün bizim görmediğimiz bir bağlantısı varsa işte o zaman tüm bunları bize yaşatanlara yazıklar olsun.
Tüm bunlar olurken, başta basın olmak üzere, yönetimin içindeki birkaç zavallı adama kadar herkes oldukça memnun. Ben asıl kendim ve milyonlarca Beşiktaş taraftarı için üzülüyorum. Onlar Beşiktaş’ın geçek sahipleridir. Yönetimler, futbolcular , teknik adamlar gelip geçiyor ama benim bildiğim Beşiktaş tribünleri hep aynı. İçleri kan ağlayarak da olsa hep takımlarının yanındalar, formalarının göğüslerinde Beşiktaş armasını taşıyan oyunculara hala destek olma çabasındalar. Çünkü herkes suçlu olabilir ama Beşiktaş’ımızın gerçek sahipleri saf ve temiz. Onları üzen her kimse mutlaka en ağır şekilde bu yapıklarının cezasını çekmelidir.