Sessiz gecenin söyledikleri

Formunu yakalayacak olan bir Nihat'ın tek forvet olduğu bir kadro kulağa hoş geliyor.

Şampiyon Beşiktaş yeni sezondaki evindeki ilk maçında seyircisi ile buluşamadı ama yeni sezondaki ilk üç puanını almasını bildi.

Geçen sezondaki maçlara genelde durgun başlayan Beşiktaş, Antalyaspor karşısında maçın ilk dakikalarına hızlı ve istekli girdi. Bu dakikalarda net pozisyonlar yakalayamasa da iştahlı futbolu ile tam beğenimizi kazanacak iken yavaş yavaş tempoyu düşürdü ve gol dakikalarına kadar oyunu iyice rölantide götürdü. Maçın hem seyircisiz olması hem de daha ligin başı olması nedeni ile bu düşük tempoyu gömemezden gelebiliriz diye düşünüyorum.

Beşiktaş'ın asıl sorunu oyundaki temposuzluğundan ziyade (defans bölgesindeki benden geçer not alamayan Ferrari'yi bir kenara koyarsak) oyunu rakip sahaya yıktığı anlarda final pasını verecek ayak eksikliğidir. Yusuf'un sakatlığının geçmesi ve takıma katılması ile Türkiye liginde 45 dakikalık bölümlerde bu sorun çözülebilir ama geri kalan 45 dakika ve asıl önemlisi Şampiyonlar Ligi (yarı veya final şansı sıfıra yakın olan Beşiktaş'ın tek hedefi kazanabildiği kadar para ve puan kazanmak olmalıdır) için Beşiktaş'ın bu sorununu ivedilik ile çözmesi gerekiyor. Bu göreve soyundurulan Tello hem o bölgede kayboluyor hem de çok daha verimli olabileceği sol açık mevkisinden uzak kalıyor. Tello o bölgeye çekilince mecburi olarak sola kaydırılan Bobo'da bugün biraz istekli gibi görünse de o bölgenin oyuncu değil. Yeni transfer ise Nihat hala hazır olmaktan çok uzak gözüküyor. Gerçi Nihat'ı bu hali ile bile Nobre'nin olduğu bölgeye yerleştirip sağ tarafta Holosko'yu kullanmak en akla yatkın olan seçenek olsa da bu da yabancı kontenjan sorununa takılıyor.

Eğer orta alana bir oyuncu transferi yapılacak ise, hele bu da yabancı bir oyuncu olursa iş içinden iyice çıkılmaz bir hal alıyor. Bunu çok iyi bilen Denizli'nin hedefi Türk pasaportu taşıyan oyuncuların arasından bir seçim yapmak. Denizli de çok iyi biliyor ki, bu sıfatı taşıyan oyuncular tam onun kafasındaki tipte oyuncular olmasa da 6 yabancı sınırlamasını aşmak adına kafasında böyle bir çözüm üretmiş gibi gözüküyor.

Toraman kadroya döndüğü zaman, Toraman'ın sabit Sivok ve Ferrari'nin dönüşümlü oynadığı bir defans göbeğinin önünde oynayan Ernst ve Fink ikilisi Beşiktaş'ın ideal kadrosu gibi gözüküyor. Bu şekilde bir yabancı defansif yönden tasarruf edilip hücum bölgesinde kullanılabilinir. Sonuç olarak Tello, Bobo ve Holosko'nun birlikte oynayabileceği ya da eğer orta sahaya bir yabancı teknik ayak alınırsa ortada onun oynayacağı, Tello ve Holosko'nun kanatlardan beslediği, formunu yakalayacak olan bir Nihat'ın tek forvet olduğu bir kadro gerçekten kulağa hoş geliyor.

Turkcell Süper Lig başladı, Şampiyonlar Ligi için de geri sayım sürüyor. Beşiktaş yönetimi oynasa da dert oynamasa da dert olan Delgado ile problemlerini çözüp, kimilerinin 10,5 kimilerinin yıldız dediği bu oyuncuyu bir şekilde kadrosuna katmak zorundadır.

İkinci haftasını da geride bıraktığımız ligimizde Rüştü'ye verilen ceza hala içimi acıtıyor. Türkiye liglerinin son yıllardaki en aklı başında, en terbiyeli, en seviyeli bir oyuncusuna verilen bu cezayı gerçekten anlamıyorum. Eğer gerçekten soyunma odasına giderken kendi kendine söyledikleri ise cezanın kaynağı, o zaman geçen hafta oyundan çıkarken hakemin sorulmadık akrabasını bırakmayan, sağı solu tekmeleyen Arda'ya herhalde futbolu bıraktırma cezası verecekler diye beklemiştim ama ortada tabii ki bir şey yok. Aynı şekilde bu hafta Kadıköy'de maç oynandığı sırada sahaya giren seyirciden dolayı Fenerbahçe'nin alacağı cezayı da inanın çok merak ediyorum. Ne yaparsın işte insanoğlu, şampiyon ilk maçını böyle boş tribünler önünde oynayınca insanın aklı bir oraya gidiyor bir buraya…

Siyah Beyaz Aydınlık Günlerde Görüşmek Üzere
Karakartal'a devam... Karakartal Mobil Uygulamaları

Şu an okunanlar