Sadece 45 Dakika

Beşiktaş, Porto maçında iyi oynadılar diye yazılan çizilenlere inat, bugün ilk yarıda iyi futbol nasıl olurmuş, nasıl oynanırmış herkese onu gösterdi. İkinci yarıda belki yorularak oyundan düştüler, belki de skoru koruma ve galip gelme telaşı ile strese girdiler ve futbolu yine unuttular.

Bobo’nun yokluğunda sahaya sürülen Burak Yılmaz, uzun bir ara vermesine rağmen sahada çok istekli gözüktü. Beşiktaş’ın forvet hattında, sene başından beri görmediğimiz rakip defasın arasına attığı boş koşular gayet etkili oldu. Bir de sakat olan Ricardinho oyunda olsa, bu koşuların birçoğu daha verimli sonuçlar doğurabilirdi. Delgado, iki forvetin arkasında oynuyor ama onları beslemek bir yana, kendi ayağındaki topa hâkim olamıyor. Bu arada sakın yanlış anlaşılmasın, Burak Yılmaz’a övgüler yağdırdığımız yok, sadece çok istekliydi ama bir o kadar da güçsüz ve beceriksizdi ama yine de benden geçer not olmasını bildi.

Takımın ve günün yıldızı hiç tartışmasız Cisse idi. Hem kaptığı toplar, hem de o kaptığı topları oyuna sokması ve müthiş enerjisi ile her geçen gün takıma daha da ısınıyor. Gol yollarında ciddi sorunlar yaşayan Ertuğrul Hoca kesinlikle Huguain’de ısrar etmeli. Son 15 dakikalarda oyuna giren Huguain’den bir şey beklemek saçma oluyor. Bence bu oyuncunun kumaşı iyi, sadece bir ilk gole ve ilk 11’de birkaç maç arka arkaya oynamaya ihtiyacı var.

Ertuğrul Sağlam’ın biraz daha büyük düşünmeye ihtiyacı var, çünkü başında olduğu camianın hedefleri her zaman çok büyüktür. Bu camia kendi evindeki maçları rahat seyretmek ister, yani onlar için tek farklı skorlar yetersizdir. Kâğıt üzerinde alınan puanlar, değişik skorlarda da aynı da olsa, alınacak olası farklı skorlar takımı ve seyirciyi hava sokar. Denizli maçında gördük ki, Beşiktaş gol atmak isterse, atabiliyor. Bugün gördüğümüz Beşiktaş, sanki ikinci yarı aman gol yemeyelim yeter tarzındaki oyunu ile bizde soru işaretleri bıraktı.

Hafta içi Ertuğrul Sağlam’ın verdiği bir demeç beni derinden üzdü. Şampiyonlar liginde yarıştığımız Liverpool grupta aldığı bir puan ile bizimle beraber dipte dururken, ortaya çıkıp Liverpool hala bu grubun favorisi dersen ve fikstüre baktığımızda önününde iki maçın da Liverpool ile ise, herkesin bu demeçten çıkaracağı sonuç; Liverpool iki maçta da Beşiktaş’ı yer bitirir şeklindedir. Liverpool çok güçlü bir takım olabilir ama bu önemli maçlar öncesi ortaya çıkıp böyle bir demeç vermenin anlamı yok. Bu demeç büyük düşünmesi gereken Ertuğrul Sağlam’ın yapmaması gereken bir hata olarak akıllara kazındı.

Şimdi milli maçlar nedeni ile lige verilen ara Beşiktaş için çok önemli. Bu aradan sonra futbolu ile dibe vurmuş olan bir Trabzon deplamanı ve hemen ertesinde şampiyonlar liginde en azından biz de olabiliriz demek için son şansımız olan kendi evimizdeki Liverpool maçı var. Yoğun ve başarısız bir tempodan çıkan takımın kafası ve fiziği resetlenmeli ve temiz bir kafa ve güçlü ve büyük düşünen bir şekilde sahaya çıkılmalıdır.

Hakemlere Özel Ders 2:

Sevgili hakem arkadaşlarımıza özel ders vermeye devam ediyoruz. Bugünkü konumuz sarı kartlar. Ligimizde ilk sarı kartları çok basit çıkartan hakemlerimiz, aynı oyuncuya benzer bir harekette ikinci sarı kartı ve dolayısı ile kırmızı kartı çıkartmakta zorlanıyorlar. Maç boyunca hakemlerimiz sürekli kimin sarı kartı var kimin yok, ona göre kime bir sarı kart daha verebilirim şeklinde sahada dolaşıp dururken çok komik durumlara düşüyorlar. Dersimizin özü şudur ki; kartlarınızda bir standart olsun, her hareketin bir karşılığı olsun. Ona göre hareket edin ve eyyam yapmayı bırakın.


 

Karakartal'a devam... Karakartal Mobil Uygulamaları

Şu an okunanlar