Orta sahadan kaleye..!

Orta saha oyuncusu olarak ayrıldığı Schalke’ye 4 yıl sonra kaleci olarak dönen Volkan, artık Beşiktaş için ter dökecek. Schalke’li Volkan’ın Beşiktaş için ismi geçtiğinde, ortaya farklı yorumlar atılmıştı. Öncelikli olarak genç file bekçisinin dengesiz olduğu ileri sürülmüştü. Ancak Volkan ile konuştuğumuzda, söylenenlerden bambaşka bir portre çıktı karşımıza... 1.93’lük boyu ile takımın en uzun oyuncusu olan genç eldivenin futbol yaşantısı da ilginçliklerle dolu. Aslen Zonguldaklı olan ancak Almanya’da doğan Volkan, tam 8 yıl orta sahada oynamış. Oyuncu olarak ayrıldığı Alman kulübüne kaleci olarak geri dönüp A takımda forma giyerek bir ilke imza atmış. Şimdi Beşiktaş kalesi için çok iddialı. Aynı zamanda A Milli Takım için de...

* Yerli transferler içinde ‘en yabancı’ olan sensin. Kendini tanıtır mısın?
Schalke’nin altyapısında 6 yaşında futbola başladım. 14 yaşıma kadar da orta sahanın sağında oynadım. Orta saha oyuncusu olarak Schoen diye bir amatör takıma transfer oldum. Bir yıl da burada aynı bölgede oynadım. 2. sene iki kalecimiz de birden sakatlandı. Hoca, "Kim kaleye geçmek ister" diye sordu, "Ben" dedim. Hoca "Kalede daha iyisin" dedi ve bir yıl kalecilik yaptım, diğerleri iyileşince yedeğim oldu. Bu kez 4 yıl sonra oyuncu olarak ayrıldığım Schalke’ye kaleci olarak döndüm. Herkes 2. transferime şaşırmıştı. Bu arada boyum da epey uzadı. O gün, bugündür kaledeyim.

* Ya üçüncü transferin nasıl gerçekleşti?
Beşiktaş üç yıldır beni izliyor. İlk olarak geçen sezon başında Tayfur ağabey bana teklifte bulundu. Sonra görüşmeler sürdü ve nihayet anlaşma sağlandı.

* Başkan Yıldırım Demirören’in, "En az Rüştü kadar yetenekli" şeklinde yorum yapması kendine olan güvenini nasıl etkiledi?
İnsanların, hele hele kulüp başkanının bana bu denli güvenmesi apayrı bir mutluluk. Ben de; 20 yaşında Bundesliga da 60 bin kişinin önünde oynadım. 21 yaşındayım ve burada da öğreneceğim çok şey var. Bu sezon iyi giderse seneye banko kalede olurum.

* Cordoba gibi tecrübeli kalecinin gölgesinde kalma endişesi var mı?
Futbolda dün değil bugün önemlidir. Cordoba ya da başka bir kaleci önemli değil. Kim iyiyse o oynar. 4 kaleci var, en formda kimse forma onun hakkı. Benim gözümü kimse korkutmaz. Oynamak için idmanda en iyisini yaparım.

* Schalke’de ne kadar oynayabildin?
Ligde 5 kez forma giydim. Teknik heyet değişti, sonra zorluklar yaşadım ama çok iyi şeyler öğrendim. Büyük tecrübe kazandım. Kendimi hazır hissediyorum ve oynamaya geldim.

* İlk tespitlerine göre Beşiktaş ile Schalke arasında ne gibi farklar var?
Çalışma ve ortam değişik. Ama sonuçta her kulübün mantalitesi başka. Almanya’da bir söz vardır, ‘futbol oynanmaz, çalışılır’ diye. Bir de Türk halkı çok duygusaldır. Beşiktaş’ın tesislerine bakınca, taraftarlarına bakınca çok büyük bir camia olduğunu görüyorsun. Ancak yine de iki kulübü kıyaslamamak lazım. Ülke olarak Almanya ve Türkiye arasındaki farkın kapandığını düşünüyorum. Onlar birkaç yıl bizden ileride olsalar da, arayı hızla kapatıyoruz.

* Milli takımların hangi kategorisinde oynadın?
Ümit Milli takımda forma giydim.

* Türkiye’de kaleci sıkıntısı var. 2006 finalleri için ‘ben de varım’ diyebilir misin?
Buraya gelmemin en büyük sebeplerinden biri de; 2006 Dünya Kupası finallerinde oynamak. Küçük hedeflerle bir yere varılmaz. Benim hedefim o kadar büyük ki, bunu başarmaya geldim.

* Schalke ya da başka bir takıma yeniden oyuncu olarak dönme durumu söz konusu mu?
Artık geçti, bu yaştan sonra olmaz. Ancak idmanlarda ara sıra oynarım. Artık benim işim kalecilik.

* Bir kaleci olarak zayıf ve iyi yönlerin neler?
Herkesin iyi ve kötü olduğu yönleri vardır. Yan toplarda çok iyiyimdir. Fiziğim de buna yardımcı oluyor. Buna rağmen çok dengeliyim. Her şeyden biraz almışım. Ama yine de eksiğim vardır tabii.

* Beşiktaş yan toplarda çok gol yiyor. Bu açığı da kapatırsın herhalde..
Aslında defans Kürşat ağbinin transferi ve Gökhan’ın da yeniden katılımı ile uzadı. Ama burada önemli olan motivasyon. Topa, ‘alacağım’ diye çıkacaksın.

* Gurbetçiler genelde Türkiye’de uyum sorunu yaşıyor. Bu tür endişen var mı?
İlk başta insan çok düşünüyor. Sonuçta Almanya’da doğup büyüdüğün için Türkiye uzay gibi geliyor. Ama insanlar ile sıcak diyalog kuran biriyim. Pek sorun olacağını sanmıyorum. Takım içinde rahat olmazsan gerçek performansını gösteremezsin. Zaten bu yüzden çoğu başarısız olup geri dönüyor.

* Ailenden ilk kez ayrı kalacak olman sorun olur mu?
Bu hayatta olan birşey ve mesleğin kötü tarafı. Ancak benim için sorun değil.

* İstanbul’da genç ve bekar bir oyuncu için hayat riskli değil mi?
Buraya alem yapmaya değil, başarılı olmaya geldim. Bunu hep diyorum. Gece hayatına düşkün biri değilim. Elbette rahip hayatı da yaşamam, ama işim herşeyin önünde gelir.

* Almanya’daki futbol dışı yaşantın nasıl geçerdi?
Genelde arkadaşlarımla vakit geçiririm. Yemek, birşeyler içmek, Türk filmi izlemek, sohbet gibi..

* Futbolcu olmasaydın ne yapardın?
Öyle özel birşey yok. Ama futbolcu olmasaydım aktör olmak isterdim. Spor olarak tenis hoşuma gider.

* Hangi aktörleri beğenirsin?
Erkek olarak, Denis Washington. Kadın olarak da Julia Roberts. Müzik olarak Türk - yabancı herşey dinlerim. Özellikle Hababam Sınıfı ve Kemal Sunal filmlerini severek izlerim. Onlarla büyüdüm çünkü.

* Okul hayatın hala sürüyor mu?
13 sene okula gittim. Üniversite eğitimimi idmanlar engelledi. Ama ileride yeni bir meslek edinmek istiyorum. Futboldan sonra sürdürmek için.
* Alman ve Türk basınını çalışma şekli üstünde baskı unsuru oluşturur mu?
Geldiğim Schalke de, Almanya’nın güçlü ve büyük kulüplerinden biri. Orada 3-4 kişi sürekli takip ederdi. Burada durum farklı. Bu bir baskı değil, tam aksine motivasyon etkisi yapar.

* Örnek aldığın kaleci var mı?
Schalke’de Lensliman vardı. Şimdi Arsenal’in kalecisi. Ondan çok şey öğrendim. Kendimi ona çok benzetiyorum. Genç takımda oynarken bize yakın bölgede olan Bochum ve Dortmund gibi takımların idmanlarına gidip nasıl çalışyorlar diye kalecileri izlerdim. Böylece kendimi geliştirdim. Öğrenmenin yaşı, sınırı ve yeri yok ki... Zaten bunun için burdayım.

Karakartal'a devam... Karakartal Mobil Uygulamaları