Başkan’a, “Bu adamı getiririm. Kendisini 1.5-2, kulübünü de 3-4 milyon Euro arası bitiririm” dedim. Başka oyuncuların çok yüksek fiyatlarını bilen Başkan, Carew’in şartlarını duyunca keyiflendi. Bana yetki belgesini verdi, Norveç’e gittim.
4 Haziran
Norveç’te oynayan bir futbolcu arkadaşım randevu ayarladı. Ben, o, Carew ve avukatı masadaydık. Sohbet; Beşiktaş - Valerenga maçıyla başladı. O maçta, Beşiktaş taraftarından çok etkilenmişti Carew. Türk futbolunu takip ettiğini söyledi. “Türkiye’ye gelir misin?” diye sordum. “Bir sakınca yok, ama bu 1-2 günde verilecek karar değil. Konuşuruz” yanıtını verdi. “Ne kadar istersin” dedim. İlk sözü, 2.5 milyon Euro’ydu. Akşam buluşmak üzere ayrıldık. Oslo’da yine aynı dörtlü akşam yemeğinde bir aradayız. Başka teklif alıp almadığını sordum. Dürüst çocuk, her şeyi yanıtlıyor: “Glasgow’dan teklif var. Bana 1.3, Valencia’ya 4.5 milyon Euro resmi teklif yaptılar.” Bunu, Valencia menaceri de söylemişti bana. Pazarlığa başladık. “Biz 1.4 milyon Euro verelim o zaman” dedim. Yanıtı ilginçti: “Ben Glasgow’un önerdiği parayı kabul etmedim ki. Bu rakam az.” Uzun sohbetin ardından beni evime bıraktı, ayrıldık.
5 Haziran
Kahvaltıda buluştuk. 1.5 milyon Euro’ya çıktım. Pek de sıcak bakmadı. “Türkiye’ye, İstanbul’a gelmelisin. Glasgow’da ne yapacaksın?” dedim. ‘Düşünürüz’ deyince, hemen Beşiktaş Asbaşkanı’yla da biraraya gelmesini istedim. Türkiye’ye gittim, Sayın Kıvanç Oktay’la birlikte bir kaç gün sonra yeniden yola çıktık. Bu kez adresimiz Roma’ydı.
10 Haziran
Kıvanç Oktay, Erdil Arpacı, ben, Carew ve avukatı buluştuk. Telefon görüşmelerimizde Carew 1.9 milyon Euro’ya inmiş, biz de 1.5 milyon Euro’ya çıkmıştık. Kıvanç bey, “Bu işi 1.6 milyon Euro’ya bitirelim” dedi. Carew’i ikna ettik ve ön anlaşma yaptık. Tek şartı vardı: “Bana 4 gün süre verin. Size kesin kararımı ileteceğim.” “Tamam” dedik. Kıvanç ve Erdil bey döndü, ben Roma’da kaldım. Akşam yemeğinde yine Carew’leyiz. Restorandaki bütün insanlar yanımıza geliyor, resim çektirmek istiyor. Sokakta yürüyoruz, yolumuzu kesiyorlar. O gün düşündüm: “Biz bu adamı Türkiye’ye getirirsek büyük iş yapmış oluruz.”
11 Haziran
Ben Türkiye’ye döneceğim, o Avusturya’ya gidecek. Havaalanına geldik beraber. “Bu işi fazla uzatmayalım. Ben çok strese giriyorum” dedim.
“Seni yarın ararım” dedi.
12 Haziran
Telefonum çaldı; “Sadece ikimizin arasında kalacak. Ne benim avukatım ne de senin yöneticilerin duyacak. Teklifinizi kabul ediyorum” müjdesini verdi.
15 Haziran
İstediği 4 günlük süre de bitmişti. Yöneticiler beni arıyor, ama söz vermişim, ‘bitti’ diyemiyorum. Öğleden sonra aradı, “Artık söyleyebilirsin.” Hemen Yıldırım ve Kıvanç beyi aradım, “Çocuk tamam. Şimdi Valencia’ya” dedim. Bu arada İspanyollar’a 3 milyon Euro’luk teklifi geçmiştik. Ama Glasgow’un 4.5 milyon Euro’luk teklifi kafa karıştırıyordu. Yapılacak tek şey var; Carew diyecek ki, “Ben Beşiktaş’tan başka takımda oynamam.” Yıllardır bu işin içindeyim, tek yolu buydu. John’a söyleyeceğim, ama acı bir gelişme yaşandı.
6 Temmuz
Onu aradım, sesinden yıkıldığı anlaşılıyordu. “Kardeşim intihar etti” dedi. Bir saat konuştuk, teselli ettim. Ertesi gün de Norveç’e yanına gittim. 1 gün yanında kaldım, çok üzgündü. İkimiz de aynı şeyi söyledik, “Bu işe bir hafta ara verelim.” İntihar olayının ardından ailesi ilk kez karşı çıktı Carew’in Türkiye’ye gelmesine. Çocuklarının yakınlarında kalmalarını istiyorlardı. İşler tersine dönüyordu. Carew de kararsızlığa düşmüştü.
8 Temmuz
Sürekli telefonda konuşuyorduk, acısı biraz hafiflemişti. Ona, hayatta her şeyin olabileceğini söyledim. Bu arada iki kez de Bosque aradı. Günde en az 3-4 kez konuşuyorduk. Glasgow, Benfica, PSG ve Betis’in teklifleri değerlendirmiyordu bile. Kafası karmakarışıktı. Gece saat 12.00’de aradı en son: “Gelin, bitirelim.”
9 Temmuz
Oslo’dayız. Kıvanç Oktay, Erdil, ben ve Carew resmi mukaveleyi imzaladık. Sonra Valencia’ya rest çekti John: “Beşiktaş’tan başka kulübe gitmem...” Yapacak bir şeyleri kalmamıştı. 7 milyon Euro’dan kapıyı açtılar, ama 3.5 milyon Euro’ya razı olmak zorunda kaldılar. Kendisine 1.6, kulübüne 3.5 milyon Euro... Ne bir lira fazla, ne bir lira eksik.
Doğrusunu söylemek gerekirse, başlarken bu transferin olacağına hiç ihtimal vermiyordum, ama çok gizli yürüttük ve Yıldırım bey, Kıvanç bey, Erdil bey ve Bosque’nin de yardımlarıyla işi bitirdik.
Carew nasıl futbolcu?
Uzun boylu futbolcular çok gol atmazlar, ancak rakibi yıpratırlar. Fakat nereden bakarsanız bakın, Türkiye’de en az 20 gol atar. Uzun olmasına karşın çabuk, tekniği düzgün ve çok güçlü. Kariyeri ortada. Valencia forması altında San Siro’da Bayern’e karşı Şampiyonlar Ligi Finali’nde 120 dakika oynamış. Maç penaltılara kalmış, penaltı atmış. Hâlâ onun kalitesini tartışmak, komik... Dünya çapında bir adam. Üstelik genç, 25 yaşında. Geçen sezon performansı düşük denildi. 50 milyon Euro’luk Totti, 30 milyon Euro’luk Cassano, 15-20 milyon Euro’luk Delvecho ve Montella gibi forvetlerin bulunduğu Roma’da tam 20 maç forma giydi. Bu başarısızlık mıdır?
Karakteri sağlam. Yalan konuşmaz. Çok duygusaldır. Disiplinsiz olduğu haberleri doğru değil. Aksine, işini yaparken çok disiplinlidir. Arkadaşlarıyla konuştum, kendisiyle de transferi süresince en az 12-13 gün birlikte oldum. İnsanlığına da arkadaşlığına da futbolculuğuna da kefilim. Sorunlu, sorun yaratacak bir tip değil. Bir çok futbolcu gördüm, küçücük ayrıntılar nedeniyle sözleşme yaparken kaprislerinden geçilmez. Ama o söz verdi, iş bitti. Oldukça mütevazı bir adam. Yatlar, katlar, özel arabalar, onun umrunda değil.
Haziran ayının ortaları... Paris’teyim. Paris Saint Germain Kulübü’nde görevli bir menacer arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Bir kalabalık, bir koşuşturma... Dostuma sordum, nedir bu telaşın nedeni? Yanıtı çok ilginçti: “Carew’i almak için uğraşıyoruz.” Oysa bir kaç gün önce ben John’dan ‘evet’ yanıtını almıştım. Gülümsedim ve apar topar oradan ayrıldım.
Gece saat 01.30... Baş ağrısından duramıyorum. Carew’i aradım, hemen geldi. Resepsiyonu aradı ve birini çağırdı. Gelen görevliye nöbetçi eczane buldurdu, ağrı kesici aldırdı. Aspirini içtim, odasına geri döndü. Yaklaşık yarım saat sonra aradı, “Nasılsın. Ağrı sürüyorsa doktor bulayım” dedi. Gerek yok dedim. İlaç mı yaradı, yoksa onun insanlığı mı bilemiyorum, ama baş ağrım geçmişti.