Öncelikle bu kararı alırken çok önemli kriterlerin belirleyici olduğunu vurgulayan tecrübeli kaleci, şunları söyledi:
''Futbolu çok seviyorum. İçimde futbol oynamak için muhteşem bir şevk var. Ayrıca sadece yerel düzeyde değil, milli düzeyde de sorumluluk taşıyan bir futbolcu olarak, Türk futboluna daha uzun zamanlar hizmet verebilecek gücü ve inancı taşıyorum. Önemle bilinmesini istiyorum ki, hiç kimseye kırgın değilim. Beni bu kararı almaya iten sebepleri kişilere indirgemek istemiyorum, olsa olsa kaderin bir cilvesi olarak görüyorum. Bugüne kadar acısıyla, tatlısıyla, sevinciyle, hüznüyle, galibiyetiyle, mağlubiyetiyle aynı duyguları paylaştığım, bana emeği geçen ve benim de emeğim geçen herkese hakkımı helal ederek, helalleşerek yoluma devam ediyorum. Emek zayi olmaz diyorum. Elde edilen değerleri, bulunan güzellikleri muhafaza etmek, onları bir kenara bırakmaktan, silip atmaktan daha önemlidir diye düşünüyorum.''
-''BÜTÜN ÖZELLİKLERİMİ BEŞİKTAŞ'IN EMRİNE VERECEĞİM''-
Rüştü, benliğini, azmini, yeteneğini, enerjisini, kendisini Rüştü yapan bütün özelliklerini, tam da kendisine yakıştığı gibi, kendisine güvenen, kalesini emanet eden Beşiktaş'ın emrine vereceğini ifade etti.
Kendisine güvenenleri mahçup etmemenin en büyük hedefi olduğunu vurgulayan Rüştü, sözlerini şöyle tamamladı:
''Hep inandım ki futbolcuların dilleri ayaklarıdır, kalecinin dili de öncelikle elleridir. En güzel konuşmayı, kameraların önünde ya da basın bülteninde değil, bana güvenen Beşiktaş takımını ve camiasını başarıdan başarıya koşturmak, onları hak ettiği yere getirmek için sahada yapmaktır. Bundan yıllar sonra hayat kitabıma baktığımda, hayatımda açılan bu yeni sayfayı buradan önceki sayfalarda olduğu gibi, güçlü mücadelelerle ve başarılarla dolu olarak görmek istiyorum. Milli takımda uğruna ter döktüğüm milletin vicdanı en büyük yardımcım olacaktır.''