Beşiktaş’ın kaptanı Delgado, bırakın Beşiktaş’ı bir sandalın bile kaptanı olamaz.
Sivas’ın mağlubiyet haberi gelmiş, zaten önemli olan Fenerbahçe maçının değeri ve anlamı iki katına çıkmış, Beşiktaş kazanırsa kağıt üzerinde liderliği alacak gibi gözükse de şampiyonluğu kucaklayacağı bir maça çıkıyor, ambiyans olağanüstü, Fenerbahçe’nin kolu kanadı kırık… Maçtan önceki resim bu şekilde idi. Bu tabloya bakan bir kişi Beşiktaş’ın bu maçtan çok rahat bir şekilde galip geleceğini düşünürdü ama olmadı.
Beşiktaş maça daha ilk saniyeden itibaren çok tutuk başladı. Sahada ne yaptığını bilen futbolcuların üzerindeki forma sarı lacivertti. Beşiktaşlı oyuncular sadece kötü oynamadılar, isteksiz ve dağınık hallerini anlamak mümkün değildi. Ekrem ile Ernst’i bir kenara ayırın geride kalan tüm takım afyon yutmuş gibiydi. Transfer döneminin profesyonelleri, camianın çok özlediği bu şampiyonluk maçında amatör oyuncular kadar bile bilinçli değildi. Burada ilk sözümüz Denizli’ye olacak. Bugüne kadar hep olumlu laflar ettiğimiz Denizli, belli ki bu maça takımını kafaca iyi hazırlayamamıştı. Lafı uzatmadan söyleyeyim, bu maçın en büyük kaybedeni Mustafa Denizli’dir.
Gelelim oyunculara; Beşiktaş’ın kaptanı Delgado, bırakın Beşiktaş’ı bir sandalın bile kaptanı olamaz. Hem futbolcu olarak olamaz, hem de lider olarak olamaz. 10 haftada bir jeneriklik gol atacak diye bir futbolcuya bu kadar kredi tanınmaz. Her zaman arkasında durduğumuz Bobo da bizi hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor. Tüm sezonunun kaderinin belli olacağı bu haftalarda bile sahada adeta hayalet gibi dolaşıyor, eğer Bobo bu ise ben bu Bobo’yu da istemiyorum. İbrahim Üzülmez, Gökhan Zan, Cisse de bu formayı hak etmeyenlerin en başında geliyor. Bir de maçın sonlarına doğru oyuna giren bir Serdar Özkan var ki, evlere şenlik. Bu Serdar’ın gözünün önünde İbrahim Akın, Burak Yılmaz örnekleri var. Bu oyuncuların şuan ki durumlarına bakıp, biraz kendine çeki düzen vermesi gerekirken ayakta bile duramıyor. Sadece genç oyuncu diye ona “genç yetenek” sıfatını verip onu Beşiktaş oyuncusu yapamazsınız. Takımına bir gün bile katkı sağlayamayan Serdar’ı kurtarıcı olarak oyuna sokanların da ayıbı en az onun kadardır.
Rakip Fenerbahçe’nin defansı Ali Bilgin, Yasin ve Gökhan Gönül’den oluşuyor ve senin takımın bu oyuncuları bile zorlayamıyor ise, zaten bize söyleyecek fazla söz kalmıyor. Sezon boyunca iki pas yapamayan, önceki maçlarında rakip defansın başına adam bile koymadığı Guiza çıkıp maçın adamı olabiliyorsa, varın siz düşünün Beşiktaş’ın halini…
Buraya kadar her şey tamam, tüm suç Beşiktaşlı oyuncularda ve teknik yönetimdedir AMA sen maçı 2-0 dan 2-1 getirdikten 2 dakika sonra senin Metin Şentürk’ün bile görebileceği kadar net olan bir penaltın verilse, bu maç 5-2 bile bitebilirdi. Neymiş, Yunus Yıldırım beyefendi penaltı vermeyi sevmiyormuş. Ben hayatımda, bu kadar net yapılmış bir penaltı görmedim ama maçın başından beri oyunun kontrolünü eline alamayan Bay Yunus yaptı yapacağını. Ben burada kesinlikle kötü niyet aramıyorum, bu yüzden işin aslı bu hakemin yetersizliği ve yeteneksizliğinden başka bir şey değildir. Eğer sen ceza sahası içinde adam öldürseler bile penaltı vermem diyorsan, git halı sahalarda maç yönet, senin bu tip maçlarda yerin yok Bay Yunus. Futbolun yazılı bazı kuralları vardır ve sen bunlara uymak zorundasın ve bunun için para alıyorsun, kendi kafana göre işler yapamazsın. Bir de bunların üzerinde Fenerbahçe’nin altığı ilk goldeki faulü ve ikinci goldeki ofsayt pozisyonunu eklerseniz iş daha da komik bir hal alıyor. Sizden istenen sadece doğru dürüst maç yönetmeniz, bunu da beceremiyorsanız, düşün bu ligin yakasından…
Artık sezonun son 4 haftasına giriyoruz ve Beşiktaş lider Sivas’ın bir puan gerisinde takibini sürdürüyor ama Sivas’ın olası puan kaybı ya da kayıpları sonrası gelecek bir şampiyonluk bile bu gece üzülen Beşiktaş seyircinin bu acısını içinden söküp atamayabilir.