Mühim olan bu tip kazaların sonrasında camianın karışmaması ve kötü anları bekleyen akbabalara prim tanınmamasıdır
Geçen yazımızda söylemiştik, şampiyonluğa giden bu uzun maratonda yol kazaları olabilir, burada mühim olan bu tip kazaların sonrasında camianın karışmaması ve kötü anları bekleyen akbabalara prim tanınmamasıdır. Beşiktaş kâğıt üzerinde kolay gibi gözüken Konya deplasmanında hiçbir şey yapmadan bir puana razı oldu. İşin can sıkan kısmı, ne Denizli ne de takımdan bir oyuncu (belki biraz İbrahim Üzülmez) giden puanlara isyan etmedi. Evet, Konyaspor çok baskılı oynadı ve Beşiktaş’lı oyuncular topla her buluşmasında karşısında en az iki rakip oyuncu buldu ama kapasitesi belli bir takımdan bu şekilde prese maruz kalmak da ayrı bir sıkıntı. Pres karşısında ayağa kısa ve seri pas yaparak kolaylıkla rakip zor durumda bırakılabilinirdi ama Beşiktaş’lı oyuncular attıkları rast gele uzun toplara ile rakibin ekmeğine yağ sürdüler.
Beşiktaş takımında Mustafa Denizli’nin mutlaka ivedilikle çözmesi gereken ana sorunlar var. Takıma yeni transfer edilen Yusuf ve Ernst’e mutlaka yer açması gerekiyor. Yer açmak derken bu oyuncuları ilk 11’de sahaya sürmekten bahsetmiyorum. Yusuf dalgalı bir denizde kürekleri kaybolmuş bir sandal gibi her atakta bir ileri bir geri koşup duruyor. Yusuf belki de futbol hayatında hiç bu kadar koşu yapmamıştır ama bir türlü istediği şekilde toplarla buluşamıyor. Burada yapılması gereken iki çözüm var, ya orta sahada topların tüm adresi Yusuf olacak ya da Yusuf bu orta saha girdabından çıkıp forvetin yanına kayacak ve ikinci bir forvet gibi oynayacak. Eğer bu şekilde oynamaya devam ederse Yusuf’u Yusuf yapan yönlerinden faydalanılması imkânsız hale gelecek. Diğer bir konu ise Ernst. Bu oyuncunun kalitesi ve geçmişi belli, onu tartışmaya gerek bile yok ama tipik bir kesici olan Ernst’en Beşiktaş hücuma dönük bir şeyler beklerse hem Ernst’i kaybeder hem de puanları.
Konya maçında gördük ki, iki ön libero Türkiye ligi için fazla lüks. Hele siz iki ön libero ile oynayıp, ilerde de tek adam bırakırsanız oyunun hücum yönünde eksik kalıyorsunuz. Konya maçında Sivok ve Ernst’e toplamda bir kişilik bile iş düşmeyince her ikisi de yarım adamlık oynamayı tercih ettiler. Oyunun ilerleyen dakikalarında Sivok defansın önünde yapacak iş bulamayınca o da stoperlerin arasına gömülmeyi tercih etti. Denizli eğer orta sahada bu ikilide ısrar edecek ise en azından Ersnt’i geri çekip, Sivok’u onun önüne koymalıdır.
Aslında genelde sistem ve düzenden bahsedip kafanızı fazla ağrıtmak istemem ama Konya maçındaki bu sıkıntılardan en kısa zamanda kurtulmak adına biraz o konulara girmek istedim. Sistemin ve kaybedilen puanların haricinde Beşiktaş adına maçın tek olumlu yanı Denizli’nin maç sonundaki hal ve tavırları idi. Evet belki Beşiktaş eski günlerdeki gibi puan kaybediyor ama en azından dümenin başındaki hakimiyetin hala kendi elinde olduğunun mesajını veriyor yani büyük bir takımın hocası gibi davranıyor. Belki de aklından geçen ekstra bir şey olmasa da en azından sadece rakipler için bile olsa bu imajı vermesi Beşiktaş’ı yarışın içinde tutacak psikolojik bir artıdır.
Rakiplerin puan kaybettiği bir haftada kazanılacak bir 3 puan çok keyifli olabilirdi ama olmadı. Belki gündüz maçının getirdiği rehavet, belki Denizli’nin hataları, belki futbolculardaki isteksizlik sonucu Beşiktaş Konya deplasmanından 1 puan ile dönmek zorunda kaldı, ama dediğimiz gibi bu uzun yarışta bu tip kayıplar çok normal ve olasıdır, yeter ki eski yıllarda olduğu gibi bu kayıplar takım içinde ve camiada bir erozyona yol açmasın. İşin güzel yanı hataları olsa da şampiyonluk yarışının psikolojik yanının ustası Denizli bunun farkında ve bu erozyona izin vermeyecek gibi gözüküyor.