CANIMI SIKTILAR

Beşiktaşlılar neden Samet Aybaba’dan nefret ediyor sevgili Ertuğrul Sağlam?

Şampiyonluk yolunda ilerleyen Beşiktaş kendi evinde hiç istemediği bir sonuç aldı. Aslında maç öncesi her şey çok güzel gözüküyordu, lider Sivasspor berabere kalmış ve Bursa karşısında alınacak bir galibiyet Beşiktaş’ı lider yapacaktı. Tribünler tıklım tıklım dolu ve coşkulu idi, olası bir cezayı önlemek için ise insanlar nerdeyse kendi aralarında konuşurken bile küfür etmemeye özen gösteriyordu.

Futbolda her sonuç var, hele rakibiniz ligin üst sıraları zorlayan Bursa gibi Beşiktaş’a karşı ekstra motive olmuş bir takım olursa, bu maçın kâğıt üzerindeki riskini bir kat daha arttırıyor. Tüm bu risklere bir ilk yarıda 10 kişi kalan Beşiktaş’ı eklediğiniz de böyle bir maçtan 3 puanı kopartmak çok zor olacaktı ki öyle de oldu.

Maçın ayrıntılarına girmeden önce Beşiktaş seyircisinin bir bölümünün sevdiği Ertuğrul Sağlam için bir iki cümle bir şeyler yazmak istiyorum. Öncelikle kalemime sağlık ki ne Beşiktaş’daki döneminde ne de daha sonra Ertuğrul için olumlu bir şeyler yazmamışım. Beşiktaş seyircisi neden Samet Aybaba’dan nefret ediyor sevgili Ertuğrul Sağlam hiç düşündün mü? Sakın Beşiktaş’tan rakip takımları yönetirken aldığı puanlar diye düşünme, çünkü eğer öyle olsa Rıza Çalımbay’dan Ziya Doğan’a diğer Beşiktaş kökenli hocalar belki de Beşiktaş’a Samet’ten daha fazla çelme taksalar da onlar İnönü geldikleri zaman seyircisi onları bağrına basar. Beşiktaş seyircisi şuna bakar; senin takımın eğer çıkıp kora kor mücadelesini yapıp Beşiktaş’ı yenip buradan giderse kimse sana laf etmez, hatta içi kan ağlasa da seni alkışlar AMA sen Samet’in yaptığı gibi olayı futbol dışına çekip sahaya 11 deli dana çıkartırsan ya da senin takımının dün gece ilk yarıda yaptığı gibi daha ilk saniyeden maçın son saniyesine kadar her oyuncun yalandan yerde kıvranıp 3-5 saniye çalmak için dilencilik yaparsa, senin Beşiktaş seyircisinin gözünden Samet kadar bile değerin kalmaz. İkinci yarıda 10 kişi kalmış Beşiktaş önünde 1980’lerden kalma bir komiklikle topu defansta dolaştırıp sonra kaleciye geri pas verip tekrar defansında top dolaştırmayı düşüneceğine rakip kaleye gitmeyi daha doğrusu biraz futbol oynatmayı düşünseydin belki de bu gece sahadan 3 puan ile bile ayrılabilirdin, işte o zaman kimse senden bu gece olduğu gibi nefret etmez hatta dediğim gibi seninle gurur duyardı. Sen basit ve seviyesiz olanı seçip sadece zaman çalmaya oynattığın bu takımınla seviyeni ortaya koydun. Keşke ilk yarıda 11e 11e iken Beşiktaş’ı zor durumda bıraktığın futbolun ufak bir kısmını ikinci yarıda düşünseydin.

Ben Eray Erdal olarak, her sene kombine biletini alan, lisanslı ürünleri alıp elinden geldiği kadar kulübüne katkı sağlayan bir Beşiktaş kongre üyesi olarak, eğer bu katlılarımdan dolayı sana bir kuruşluk bile hakkım geçti ise ki geçmiştir, hiçbir kuruşunu sana helal etmiyorum. Şunu da bil ki bu konuda böyle düşünen tek ben değilim.

Madem sinirlerimizi bozan işlerden başladık öyle devam edelim. Maçın bitiminde arabama bindim ve evin yolunu tutarken daha maçın dumanı üstünde tüterken büyük(!) futbol yorumcusu Erman Bey maçın hakemi Çoban’ı maçın kralı ilan etti. Onu ayakta alkışladı. Kendi kendime; ya ben çok yaşlandım gözlerim iyice görmez oldu ya da Erman’ın bahsettiği çoban bizim tanımadığımız Erman’ın köyünden sıradan bir çoban diye düşündüm. İkinci yarıda Delgado’nun vuruşunda topu eliyle kesen Bursa’lıyı sadece ben mi gördüm diye düşündüm. Bobo kendini yere bırakınca 100 metreyi 5 saniyenin altında koşup Bobo’nun suratına sarı kartı yapıştıran Çoban’a ne oldu da Bursa’lı oyuncuların bizim ceza sahasındaki kendilerini yere bırakmalarında dizleri titrer oldu. Kritik bölgelerde her yere düşen Bursa’lı oyuncular için verdiği faulleri de geçiyorum ama cihanı alem gelse bana bu gece futbol kasabı olan Kirita’nın nasıl oldu da maçı sarı kart bile görmeden bitirdiğini anlatamaz. Eğer sen Beşiktaş’ın her atağını kesmek için saçma sapan sertlikte fauller yapan Kirita’ya sarı kart bile vermezsen maçı tarafsız yönettiğine sadece beni değil, adam gibi vicdanı olan kimseyi inandıramazsın. Geçen hafta Beşiktaş tartışmalı bir penaltı aldı diye ( ki ligin en atak oynayan takımı olmasına rağmen lehine verilen penaltı sayısı iki olan Beşiktaş) tüm eyyamcı medya Beşiktaş’ı şampiyon yapacaklar diye ayaklandı. Ey siz sevgili arkadaşlarım, sizler ne balık hafızalısınız ki bu Beşiktaş sezonun ilk yarısında kıtır kıtır kesilirken, o zamanlar futbolda her hakem hata yapar derken, kimi göre penaltı kimine göre olmayan bir pozisyon için bile nasıl böyle birlik oldunuz?

Bütün bunlardan sonra gelelim Beşiktaş’a; ilk yarıda tutuk bir oyun sergilese de kondisyon olarak ligimizin üstünde olan Beşiktaş’ın ikinci yarıyı istediği gibi yönlendireceğini tahmin edebiliyorduk. İlk yarıda 10 kişi kalmasına rağmen ikinci yarıda müthiş bir fizik gücü kullanarak maçın kontrolünü eline aldı ve akıl almaz goller de kaçırdı. Futbol topu böyledir işte, canı isterse çizgiyi geçer, istemez ise geçmez ama eğer sizin takımınız bu geceki gibi istekli ve arzulu olursa her şeye rağmen hedeflediği kupalara kavuşur.

Siyah Beyaz Aydınlık Günlerde Görüşmek Üzere...
Karakartal'a devam... Karakartal Mobil Uygulamaları

Şu an okunanlar