Bosque direnir, kazanır!

Del Bosque ile 4 ay içinde 3 özel röportaj yaptım. Biri, Türkiye’ye gelmeden önce Madrid’deki evinde. İmzayı atmıştı, ancak nereye gideceğini bilmiyordu. Evi, Beşiktaş’ın kasetleriyle doluydu. Heyecanlıydı, telaşlıydı. Bana sürekli ‘Türkiye’yi, futbolcularımı anlat’ diyordu.

İkinci röportajı Alicante’de, yeğeninin düğününde yaptık. Yüzündeki telaş, endişeye dönüşmüştü. “Otelin yanındaki golf sahasında resim çektirelim” dedim, yanıtı ilginçti: “Aman Mehmet; Beşiktaş’ta işler kötüye giderken, adam İspanya’da golf oynuyor dedikodusu yaparlar!” Son röportaj ise Galatasaray derbisinden bir gün sonra, Yeniköy’deki evindeydi. Beni yine sıcak karşıladı; ama yüzündeki endişe, artık kızgınlığa dönüşmüştü. Stres doluydu.

Onu Real Madrid’deyken de takip etmiştim. En kötü anlarında bile yüzündeki sevecenliği kaybolmayan Bosque, İstanbul’un stres dolu günler getirdiğini saklamıyordu. İlk sözü; “Mehmet bana sadece Beşiktaş’ı sor, Real’i asla” oldu. Bu esnada yardımcıları sürekli Madrid’deki gelişmeleri takip ediyordu. Bosque’nin diken üstünde olduğu kesindi.

Sormadım, ama Real çağırsa gideceğini düşünüyordum. Toshack da, Beşiktaş’ı yarıda bırakıp Madrid’e gitmemiş miydi? Giderken de, “Dünyanın en büyük takımı Real Madrid. Kim, ona hayır diyebilir” demişti. Bu soruyu İspanyol meslektaşlarım tarafından Bosque’ye sordurdum, “Beşiktaş Yönetimi’nin desteğini arkamda hissettiğim sürece bu takımı bırakmam” tavrındaymış.

Ama biliyorum ki; bir gün yöneticilerden birinin kendisi aleyhine konuştuğunu hissederse de Başkan’a sorar ve ‘anlaşılan istenmiyorum, yönetimde de birlik yok. Öyleyse dostça ayrılalım’ der.

İspanyol yorumculara göre, Bosque kalmakta direnirse başarılı olur. Onun sabırlı yapısına dikkat çeken yazarlar, bir şeyin altını çiziyor: “Bosque’ye yepyeni bir takım teslim ettiler ve transferlerde yabancılar dışında hiç birinde imzası yok.” Burada yapılan bir başka yorum da şu: “Bosque, ilk yarının sonunda yeni bir revizyona gider. Takım oturduktan sonra da yılda bir veya iki yeni transfer ister ve ekibi değiştirmez. Bunu Real’de uyguladı ve başarılı oldu. Beşiktaş’ta da olur.”

İspanyol hocalar, Avrupa için kapalı bir kutu. Tarihte ilk kez bu sezon, 3 antrenör birden dışarıya ihraç edildi. Valencia’ya hem şampiyonluk hem de ligi kazandıran Benitez Liverpool’a, son kuşağın en iyi antrenörü denilen Fernandez Porto’ya, Bosque de Beşiktaş’a... Ancak üçü de kendi liglerinde kötü günler geçiriyor. Beşiktaş 12., Porto 14., Liverpool da 12. sırada. Bu tablo, İspanyol hocaların şimdilik dışarıda başarılı olamadığını gösteriyor. Medya da bu tablodan rahatsız olacak ki, ihraç ettikleri teknik direktörlerin gittikleri ülkelerde kalmamasından yana yayınlar yapıyor. Beşiktaş’ın dışında Liverpool ve Porto’nun ligde oynadıkları maçlar naklen yayınlanırken, hocaların yanlışları ağır şekilde eleştiriliyor. Ancak bu durum Bosque’ye gelince herkes susuyor. Onu eleştirmek yerine süre tanıyorlar.

Özeti şu; Bosque, Beşiktaş’tan kolay kolay ayrılmaz. Kendisine 13 yeni oyuncu teslim eden yönetime ses çıkarmıyor, ama başarısızlığın nedenlerinden birinin bu olduğunu da fısıldıyor. Tanıdığımız Bosque, 2. yarı ile birlikte revizyona gider. Alınacak oyunculara kendi imzasını koyar. İspanyollar’a göre; Beşiktaş sabrederse hem o kazanır hem de biz! Çünkü Bosque’nin başarısızlığı, İspanyol futbolu için de kara bir leke olabilir. Biz, Bosque’den ‘kalma’ sinyalleri aldık, yönetimden de...

Mehmet ÇİFTÇİ / Fanatik

Karakartal'a devam... Karakartal Mobil Uygulamaları