"Futbol sürprizler oyunudur. Bazen hesaplarınız terse dönebiliyor. Kaybedilen puanlara bizler de üzülüyoruz, futbolcular da, hoca da... Ancak yedi puan kaybetmek, dünyanın sonu değil. Beni asıl üzen, camianın her geçen gün bölünmesi. Göreve gelirken en büyük hedefim camiayı birleştirmek, barış ve huzuru getirmekti. Ne var ki; biz camiayı birleştirelim diye çırpınırken, sayısı yüzü bulmayan bir topluluk camiayı bölmek için elinden geleni yapıyor. Aslında bunu yapanların sayısı ve adları da belli. Gerektiği an, camiayı bölmek isteyen bu kişilerin isimlerini açıklamaktan kaçınmayacağım."
‘Aynı geminin insanlarıyız’
"Şunu herkes bilmeli; bizler aynı geminin insanlarıyız. Beşiktaş’ın başarılı olması, camianın başarısı olarak algılanmalı. Ben, Beşiktaş’ın başkanıyım. Beni sevmelerini bir kenara bırakın, ama bu makama saygı duymalılar. Başarıyı camia olarak hep birlikte yakalamalıyız. Bugün ben varım, yarın bir başkası olacak. Önemli olan Beşiktaş’tır, bu büyük camianın başarısıdır. Asla bencil olmadım, paylaşımcıyım. Beşiktaş’ın başarısı bizim değil, camianın başarısı olacak. Bu çorbada biraz tuzumuz olursa, biz de mutlu olacağız. Bizler Beşiktaş’a hizmet için, başarıya taşımak için buradayız."
‘2007’ye kadar buradayız’
"Bu yönetim 2.5 yıllığına seçildi. Neticede bir yarıştı ve biz kazandık. Ancak seçim geride kaldı. Biz, kimseyi dışlamadık, herkese dostluk elimizi uzattık. Kapalı kapılar ardında dedikodu yaparak kimse bir yere varamaz. Daha önce de dediğim gibi; bu çığırtkanların sayısı yüzü bile bulmuyor. Fakat içlerinde takım mağlup olunca sevinç naraları atacak olanlar bile var. Onlara mesajım şu: Bu azınlığın gücü, camiayı bölmeye yetmez. Ben burada olduğum sürece buna izin vermem. Geçmişte de vardılar, şimdi de varlar. Hep aynı tipler, aynı isimler. Camiadaki herkes onları çok iyi biliyor. Unuttukları bir şey var; burası Beşiktaş ve bu takım hepimizin."
‘Para değil huzur lazım’
"Parasal konulara girmem. Çünkü mali konular, Divan’da ya da Mali Kongre’de tartışılır. Transferde astronomik rakamlar harcadığımız iddia ediliyor. Ne kadar harcadığımız ortada, gizli kapaklı hiç bir şeyimiz yok. Bonservisini aldığımız oyunculara ödenen rakamları açıkladık. Ayrıca bonservisli oyuncuların tamamı yüzde elli garanti, diğerleri maç başına para alacak. Bonservisli yabancılar ise üç yıl ödemeli. Bütçede sorun çıkarmayacak şekilde transfer yaptık, ayağımızı yorganımıza göre uzattık, dengeleri alt üst etmeyecek bir politika izledik. Cebimden para harcamadım, ancak Beşiktaş’ın ihtiyacı olursa çıkarır, veririm. Cebimden para harcasam açıklamam. Bizim aldığımız yöneticilik terbiyesi böyledir. Beşiktaş’ın şu an paraya değil; huzura, barışa, birlik - beraberliğe ihtiyacı var."
‘Revizyon şart diyenler döndü’
"Bu takıma abartıldığı gibi bir şey olmadı. 13 tane birbirinden değerli oyuncu aldık. Bir çoğu milli takım oyuncusu, kendilerini kanıtlamış isimler. Türkiye’ye tarihin en kariyerli hocasını getirdik. Şöyle bir geçmiş sezona bakalım. Geçen yılın ikinci yarısı ölçü olarak alınırsa, bu takımda hiç kimsenin kalmaması lazım. Bu konudaki yorumlar, revizyon istekleri hala arşivlerde. Bunlar ne çabuk unutuldu? Camia, kamuoyu, yazarlar hep aynı fikirdeydi. ‘Revizyon şart’ söylemleri sıkça dile getirilmedi mi? Daha düne kadar, ‘takımı tepeden - tırnağa değiştirmek şart’ diyenler, şimdi çıkmışlar ‘neden bu kadar transfer yapıldı’ diye eleştiriyorlar. Bu, çelişki değil de nedir?"
‘Bosque, Türkiye için şans’
"O dönem ‘oyuncu kalmasın’ diyenler bugün başka telden çalıyorlar. Bizler Beşiktaş’a yararlı olacak adamları tuttuk, diğerlerini gönderdik. Hoca yeni, takım yeni, yönetim yeni, hatta stat bile yeni... İnönü Stadı daha açılmadı. Doğal olarak uyum için biraz zaman gerekli. Bunun aksini kim iddia edebilir? Ben inanıyorum; bu hoca, bu takımla hem Türkiye’de hem de Avrupa’da çok büyük başarılara imza atacaktır. Del Bosque, Beşiktaş için olduğu gibi Türk Futbolu için de büyük bir şanstır. Kamuoyunun görüşlerine elbette önem veriyoruz. Biz gördüklerimizle bu yorumları birleştirip adımlarımızı attık."
‘Koltuğa oturdum, anladım’
"Bu bölünmüşlükte ne benim ne Kıvanç Oktay’ın ne de yönetimdeki diğer arkadaşlarımın payı var. Seçim sürecinde gözlemledim ve camia içinde bölünmüşlük olduğunu söyledim. Ancak yönetim içindeyken tehlikenin bu kadar büyük bir boyutta olduğunu hissetmemiştim. Ne zaman koltuğa oturdum, o zaman anladım. Israrla tekrarlıyorum: Beşiktaş birleşmek zorundadır. Beşiktaş’ın en büyük rakibi yine kendisidir, bölünmüşlüktür. Mali Kurul’da bütün üyelerimiz Beşiktaş’ın ne kadar borcu, ne kadar girdisi var, görecek. Biz şeffafız, bunun hesabını da genel kurulda aslanlar gibi vereceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın."
‘Ben de patronum Bosque de’
"Revizyon öncesi yapılan toplantıda ben, hoca ve tercümanı vardı. Dördüncü bir şahıs yoktu. Bosque’nin Fatih Sonkaya ve Mustafa Doğan’ı istemediğini söylediğine inanmıyorum. Bunu tercüman da söyleyemez, çünkü toplantıda böyle bir konuşma geçmedi. Hocamız isimleri verdi, ben de ‘hayırlı olsun’ dedim. Neticede buranın patronu biziz, ancak takımın patronu da Del Bosque. Oyuncularla ilgili kararı o verir. Çünkü Bosque teknik anlamda her türlü yetkiyle donatılmıştır. Onun işine karışmayız. Ben, böyle bir hatayı yapmayacak kadar tecrübeliyim. Büyüklerimizden böyle gördük, böyle devam edeceğiz. Futbolun anayasası bellidir."
‘İkinci kaosu yaşamayalım’
"Alınan sonuçlar bir tarafa, Del Bosque takımın genel havasından çok memnun. Çok umutlu bakıyor geleceğe. Takviye istemiyor. Sistem değişti, oyuncu değişti, bu nedenle her yönümüzle oturmuş bir ekip değiliz. Yaşanan tek sıkıntı bu sadece. Camia içinde bazı dedikodular var, ‘böyle devam ederse seçim olabilir’ diye. Bu tür iddialara gülerek bakıyor ve ciddiye almıyorum. Biz, 2.5 yıl buradayız. Çünkü Beşiktaş zaten bir kaostan yeni çıktı, ikinci bir kaosu yaşama lüksümüz yok. Beşiktaş’ta muhalefet yok, olamaz. Seçim biter, camia kenetlenir, herkes taşın altına elini koyar ve Beşiktaş’ın başarısı için çalışır. Beşiktaş ananeleriyle farklı bir kulüptür. Bir kaç çatlak ses, bu gelenekleri değiştiremez."
‘Rakipler bile aranıyormuş’
"Bir konuda daha ısrarla duracağım. Kişisel menfaatlerini Beşiktaş’ın önüne geçirmeye çalışan insanları görürsem, isimlerini anında kamuoyuna açıklayacağım. Zamanı geldiğinde bütün camia bu insanları bilecek. Şu an gerçekten de Beşiktaş’ta çok üzücü bir tablo yaşanıyor. Düşünün bir kere; Beşiktaş’ın rakibinde oynayan bir futbolcu bile aranabiliyor. Bu nasıl Beşiktaşlılık? Bu konuda kaset olduğu söyleniyor, dinlemek bile istemiyorum. Hele hele Fikret Orman’ın adının bu tip olaylarla anılmasına çok üzülüyorum. Camia içindeki çürük dişler temizlenecek. Bunu herkes böyle bilsin."
‘Tesisler bitti, bitiyor’
"Tesisleşme yönünde iyi yoldayız. İnönü Stadı her yönüyle pırıl pırıl bir görünüm kazanacak. Galatasaray derbisiyle stadı açacağız. Akatlar 1 Ekim’de bitiyor. Fulya için düğmeye bastık. Hedefimiz, ocak sonu ya da şubat ortasında Fulya’ya ilk kazmayı vurmak. İş merkezi, hastane, hatalı bin yatırım yapmak istemiyoruz. Çünkü o alan Beşiktaş’ın geleceği. Süper market, alışveriş merkezi olabilir. Bir sürü düşünce ve proje var elimizde. En iyisini yapacağız. Ocak’ta başlarsak 2007’de bitireceğiz. Normal izinler alındı, son rötuşlar yapılıyor. 50 milyon dolar gibi bir maliyet hesaplıyoruz. Burası bittiği anda 15-20 milyon dolar gelir getirecek bir tesis olacak."
‘Gerektiği kadar demokratım’
"Kötü sonuçların ardından Affan Keçeci, Hasan Arat, Hüsnü Güreli ve Nevzat Demir aradı, moral verdi. Hepsi sağolsunlar. İşte gerçek Beşiktaşlılık bu. Bizler, bu camianın lideriyiz. Benim ve Bosque’nin, ‘moralimiz bozuk’ demeye bile hakkımız yok. Biz hep dimdik ayakta olmalıyız ve dimdik ayaktayız. İki sonuç bizi yıkamaz. Ben, gerektiği kadar demokratım. Herkes fikrini söyler, ben de söylerim, oylama yaparız ve kararı alırız. Yani sadece Kıvanç ile ben yönetmiyoruz bu kulübü. Seçildikten sonra transfer konusunda ben ve Kıvanç için yetki aldık. Transferlerin toplantılarda konuşulmasının yanlışlarını anlattık. Bunun kamuoyunda duyulması halinde mali açıdan zarara gireceğimizi ifade ettik. Gizli tutulmasında yarar var dedik ve gizli tuttuk."
‘Tek adam değilim, olmam’
"Transferlerin bir çoğundan yönetimin haberi olmadı. Evet, bu doğru. Ancak bütün arkadaşlarımız, bizim yaptığımız bu açıklamaların ardından bize tam yetki verdi. Bu ‘tek adamlık’ değil. Bu sadece ‘doğru bir politika.’ Çünkü sizler de biliyorsunuz, isim medyada çıktığı an fiyatlar alıp başını gidiyor. Beşiktaş’ın bir kuruşunu bile boşa harcamadık. Buna hakkımız da yok zaten. Bu kulübün ikinci başkanı var, benim kadar yetkisi olan. İnönü Stadı’na sadece üç kez gittim. Orayı bitiren gizli bir kahraman var mesela, kimse bilmiyor. Yönetimde herkesin yetkili olduğu alanlar mevcut. Herkes en iyisini yapmaya çalışıyor. Yönetimdeki herkes gizli bir kahraman aslında. Zor, ama başarıyla yönettiğime inanıyorum Beşiktaş’ı..."