Tribündeki yerimi alınca anladım ki, bu stadyum için yapılan reklâmların (bina olarak büyüklüğü hariç) tümü koca bir yalandan ibaretmiş. Hakemin ilk düdüğünden, maçın son düdüğüne kadar toplu veya bireysel, hayatınızda duyacağınız ne kadar küfür varsa hepsi burada mevcut. Bu sahada küfür yok diyen meslektaşlarımın ya küfürden eşikleri çok düşük ya da hepsi bazı yerlerden aldıkları emir ile susturulup sadece kendilerine söylenenleri yazıyor ve dile getiriyorlar. Eğer bir futbolsever iseniz ve aileniz ile maça gidecekseniz bu yerden uzak durun ya da bir küfür şokuna kendinizi hazırlayın. Bir de harika bir atmosferi olduğu söylenen kısmına gelelim, maç boyunca, Fenerbahçe’nin golü bulduğu dakikalar hariç sadece bir avuç Beşiktaş’lı seyircinin desteğini duyabildim ben, itirazı olan varsa çıkar konuşur… Hakemi etki altına almak denilen şeyi çok iyi yaptığı söylenen Fenerbahçe seyircisi sadece İsmet Arzuman ve benzeri kimliğini ve kişiliğini bu denli yitirmiş hakemler karşısında başarılı olur. Eğer en basit taça bile itiraz eden bu seyirci aynı tepkiyi tetikçi olmayan, kendine güvenen bir hakemin maçında yaparsa çok komik durumlara düşer.
Giriş kısmını bu kadar uzun tutmamın nedeni maçın hakkında bir şeyler yazmak istememem. Maçtan önce Fenerbahçe yönetiminin başlattığı 1980’lerde kaldığını düşündüğüm komik bir hakem tiyatrosuna Beşiktaş yönetimi de kendini ortak etmek zorunda hissetmiş, ortaya daha maç başlamadan bir hakem tartışması çıkmıştı. Maçı kim nasıl kaybederse kaybetsin, maçtan sonra yenilen taraf hakemi suçlayacak, kendine göre bir çeşit çıkış yolu arayacaktı. Maçı Beşiktaş kaybetti ve beklediğim gibi direkt olarak hakeme saldırdı ama büyük bir farkla… Beşiktaş camiası ve yönetimi bu isyanında sonunda kadar haklı idi. İsmet Arzuman maçın başından sonuna kadar bilinçli ve planlı şekilde ev sahibi takıma ve seyirciye şirin gözükmek için elinden geleni yaptı. Herkes tarafından tartışılacak olan maçın sonundaki faul pozisyonu ve akabinde gelen gol benim umurumda bile değil, mühim olan maçın içindeki sistemli ve bilinçli futbol katliamıdır.
Gelelim futbolun Beşiktaş yönüne; golü erken bulan Beşiktaş maçı daha çok kendi sahasında kabul etti ve ani ataklar ile rakip kalede tehlikeler yarattı. Delgado ve Bobo’nun çok iyi oyunu bu taktiğe eklenince maç sonunda rakip kalede pozisyon üstünlüğü sağlayan taraf net bir şekilde Beşiktaş oldu. Fakat biri kronik kornerdeki adam paylaşma hatası(Bobo adamını tutmadı), biri de son günlerde kendine güveninin tamamen yitiren Hakan Arıkan’ı ikramı iki gol Fenerbahçe’yi bir anda öne geçirdi. Geriye düşmesine rağmen rakip kalede bulunan net pozisyonları değerlendiremeyen Beşiktaş yıllar sonra Kadıköy’den boynu bükük ayrıldı.
Bu maçtan çıkarılacak sonuçlar oldukça fazla ama kısaca özetlememiz gerekirse;
Hakeme :
İyi niyetli ya da art niyetli olması hiç önemli değil, bu kadar üst düzey bir maçta görmesi gereken onlarca pozisyonu görmeyip, olmayan bir pozisyonu olmuş gibi görüyor iseniz, iş ahlakı gereği ya bu işi bırakmanız gerekir ya da art niyetlisinizdir ya da malum yerlerden aldığınız kirli görevi layiki ile yerine getirdiğinizi kabul etmeniz. Zamanında hakem gibi hakemleri (Serdar Tatlı, Ali Aydın) yiyen bu futbol medyasının aklı başına şimdi mi geldi de bu hakemi koruma altına alacak çok merak ediyorum.
Fenerbahçe :
Ezeli rakibini yenerek hem şampiyonluk yarışında olduğunu gösterdi, hem de sıralamada rakibinin üstüne geçti. Küfür ve çirkin tezahüratla da olsa tribünler dolu idi, hem onları hem Fenerbahçe’yi tebrik ediyorum ama son dakikalarda kaptanlık bandını da koluna geçirmiş olan Volkan adlı oyuncunun acilen bir psikolog tarafından tedavi görmesi gereğini burdan yetkililere bildirmek isterim.
Beşiktaş Yönetimi:
5 kırmızı kartı Samsun maçından sonra düşülen hataya düşülmesin, tek hata hakemlerde ve federasyonda aranılmasın. Ligin yarısı gelmesine rağmen hala iki farkı galibiyeti olmayan takımın ve teknik ekibin kulağı çekilsin ve bu zor günlerde Beşiktaş duruşundan ödün verilmesin. Her zaman, her kulvarda verdikleri muhteşem destek ile takımlarının yanında olan bu taraftar daha fazla acı çekmesin.
Hakemlere Özel Ders No:4
Haftalardır anlatıyorum, kimse dinlemiyor. Bu hafta ders falan yok. Gidin, geçen haftaki derslerinize çalışın gelin, haftaya yazılı yoklama yapacağım.