Gece kimsenin beklediği gibi gelişmedi ve sonlanmadı. Ne Beşiktaş rakibinin üstüne gidebildi, ne de puan ya da puanlar alınabildi. Beşiktaş adına sahada tek görevleri kalesini korumak bir oyuncular topluluğu vardı, rakip kaleyi hiç düşünmediler. Şimdi kesin futbolcular psikolojik olarak kapandı diyenler çıkacaktır ama ilk kaleyi bulan şutunu dakika 90 küsurda atıyorsan, Serdar Özkan’ı rakip sahada kaleye doğru giderken ilk kez golü yedikten sonra yani dakika 80’de görüyorsan, bu olay psikolojik bir kapanma değildir. Tamamen bilinçli bir sözde taktik varyasyonunun sonucudur.
Marsilya form durumu ve gücü itibari ile neresinden bakarsanız bakın, en fazla Beşiktaş’a eş güçte bir takım, ama dün gece onlar kazanmayı istediler. Her ikili mücadelede önce biraz rakiplerine, sonra da topa bastılar. Güzel bir futbol oynamadılar ama biraz şans biraz da isteklerinin yardımıyla Beşiktaş’ı yendiler. Rakibin sert oyunu bazı sakatlıklara yol açtı ama benim aklıma takılan ve maç boyunca aklımda çıkmayan Serdar Kurtuluş oldu. Maç esnasında aldığımız bilgi oyuncunun kan şekerinin düştüğü ve bu yüzden kenara alındığı şeklinde oldu. İşte bu noktada açıklanması gereken; Serdar’ın kan şekeri niye düştü, eğer bunun Ramazan ayı ile bir ilgisi varsa, gerçekten çok can sıkıcı. Yani bu oyuncular profesyonel, sahada işlerini yaparken temsil ettikleri milyonluk bir camia var. Kimsenin orucuna karışmaya hakkımız yok tabi ki ama eğer ben ne olursa olsun bu görevimi yerine getirmek istiyorum diyorsan, o zaman ramazan ayında ben top oynamam diye bir sözleşme imzalarsın, ona göre bir takım bulur, ona göre bir ücret alırsın olur biter…
Bu yolculuktaki ilk maç hüsran ile sonuçlandı, sahada çok kötü oynayan oyuncular vardı, bence isimlerini tek tek söylemenin bir anlamı yok. Takım kafaca bu maçı kazanabileceğine inanmamıştı, daha doğrusu inandırılamamıştı. Artık bu maç bitti, belki erken ama gruptaki rakibimize verdiğimiz bu üç puan ilerde çok başımızı ağrıtacaktır.