BENDEN KIRIK NOT

Beşiktaş en son maçta küs ayrıldığı seyircisinin önüne, bu defa bir şampiyonlar ligi maçı ile çıkıyordu. Taraftar tribünleri doldurmuş, yönetime ve futbolculara olan kırgınlıklar bir kenara bırakılmış, 8-0 lık mağlubiyet ile gelen acılara bir dur demek için bir bütün olunmuştu. Bu kenetlenme işe yaradı ve bu galibiyete ihtiyacı olan Beşiktaş kazanmasını bildi.

Beşiktaş maça hızlı başlamış, ilk yarı boyunca bu güzel oyununa devam etmişti. Tello golü atacağının sinyalini daha gol atmadan kaleye gönderdiği iki füze ile vermiş ve hemen bu şutların ardından attığı müthiş frikik gölü ile İnönü’yü bayram yerine çevirmişti. Beşiktaş forması Tello’ya, Tello da Beşiktaş’a çok yakışıyor.

İlk yarının sonunda her şey çok güzel görünüyordu. Tribünlerin desteğini arkasına alan Beşiktaş sahaya hâkim gözüküyor, skor olarak geriye düşen Marsilya ise teslim bayrağını çekmiş kaderine razı bir görüntü veriyordu. Ne oldu ise devre arasında oldu; iki takımda soyunma odalarından çıktıktan sonra bambaşka bir görüntü çizmeye başladılar. Beşiktaş ikinci yarının başında sanki maçın uzatmaları oynanıyormuşçasına ayağına gelen her topu, rakip sahaya gelişi güzel bir şekilde vurunca, Marsilya sahanın mutlak hâkimi oldu. Son yıllarda gördüğüm en ciddi baskılardan birini yiyen Beşiktaş’ın, golü o ya da bu şekilde kalesinde bulacağı belli idi ve beklenen oldu. İşin garip yönü, bu dakikalarda Ertuğrul Sağlam ortada yoktu. Bir teknik adam, takımı sahada bu kadar aciz duruma düştüğü zaman bir şekilde oyuna müdahale etmeli, ya bir oyuncu değiştirmeli, ya bir sistem değiştirmeli ama bir şekilde bir şeyleri değiştirip bu gidişe bir dur demeliydi. Ertuğrul Sağlam hiçbir şey yapmadı. Hiçbir şey yapmamasının iki sebebi olabilir; ya Ertuğrul Hoca futboldan anlamıyor, ya da devre arasında takımına verdiği taktik buydu. Sezonun yarısı gelmesine rağmen hala iki farklı galibiyeti olmayan Beşiktaş’ı da hesaba katarsak, ikinci olasılık kulağa daha mantıklı geliyor. Bugün alınan çok anlamlı ve önemli galibiyete rağmen Ertuğrul Hoca benden geçer not alamadı.

Ümitlerin tükenmeye yüz tuttuğu noktada, futbolun şans melekleri, herhalde bu muhteşem seyirciye yazık olmasın diye olayın gidişini biraz değiştirmek istediler. İkinci yarıda rakip kalede pozisyonu dahi olmayan Beşiktaş’da Bobo bir anda kaleci ile karşı karşıya kaldı ve kendinden bekleneni yaparak takımını galibiyete taşıdı.

Bu galibiyet aslında çok anlamlı; hem gruptaki ilk iki maçını kaybettikten sonra, hem de 8-0 lık maçın ertesinde takıma yapılan acımasızca eleştirilerin aşağılama çizgisini çoktan aştığı bu noktada, Beşiktaş kendisini yerden yere vuranlara cevabını sahada verdi. Şampiyonlar ligindeki diğer ekibimiz Fenerbahçe ile Beşiktaş’ı karşılaştırıp eleştirilerini aşağılamaya çevirenler, acaba son haftaya girerken gruptan lider çıkma sansı olan Beşiktaş’a bakıp ne diyecekler çok merak ediyorum.

Not : Fenerbahçe – Beşiktaş maçı 3 Kasım tarihinde oynandı. Federasyonun ceza kurulu o tarihten bu yana o kadar yoğun olacaklar ancak bu hafta içi toplanıp, Beşiktaş’ın sahasını kapattılar. Ceza Sivas maçında yapılan kötü tezahüratlardan dolayı daha önce yapılan(!) uyarıya rağmen suç unsurunun tekrarı nedeniyle verildi AMA maalesef gerektiği zaman bir türlü toplanamayan bu ceza kurulu bu uyarıyı ( Fenerbahçe maçından ötürü) Beşiktaş’a bildirmediği için, daha ilk uyarısı olmayan Beşiktaş, hem ilk uyarıyı hem de saha kapatma cezasını aynı anda yaşadı. Bu tip trajikomik durumlar maalesef sadece Türkiye’de oluyor. Bunlar tesadüf mü, beceriksizlik mi yoksa bilinçli hareketler mi; bekleyip göreceğiz.

Karakartal'a devam... Karakartal Mobil Uygulamaları

Şu an okunanlar