Bu haberi yazdır
"Taraftarın kalbi kırıldı"
Amigomuz Alen Markaryan, bilet fiyatlarından deplasman yasağına, 58. maddeden basketbol takımımıza dair bir çok önemli konuda açıklamalar yaptı.  
Kaynak : Karakartal.com
Taraftarın kalbi kırıldı
Tonguç Orözü'ne gündeme dair önemli konularda açıklamalar yapan Alen Markaryan birbirinden önemli konulara değinirken sadece futbol ve basketbol değil Beşiktaş semtine ait konularda gündeme getirildi.

İşte Beşiktaş gündemine damga vuracak o röportaj:

Taraftarın bazen yaptığı tezahürat ile takım üzerinde baskı kurduğu söyleniyor, sizin bu konudaki düşünceleriniz neler?

Bunun gibi çıkan haberler bazı insanların, gündem yaratmak için ya da kendilerine var edebilmek için çıkış yolu aradıkları tüneller olarak görüyorum.  Bir ara bu konu ile ilgili o kadar fazla baskı oldu ki Ümraniye’ye gidip bu durumun aslını öğrenmek istedim. Beşiktaş'a destek olsun diye yapılan bir şey bu.

Şimdi sahaya 3'lü çektirmek için indiğimde 30 bin kişi bağırdığında bile tüylerim diken diken oluyor. İçimden futbolcu burada nasıl top oynayamaz diyorum. Bu kadar pozitif enerjiyi üzerine alıyorsun bu durum fizik kurallarına ters. Bu durumla ilgili futbolcular ile görüştüğümde ağabey ne diyorsun tüylerimiz diken diken oluyor böyle olumsuz bir etkilenme mümkün mü dediler. Zaten 35 bin kişi pozitif enerji için bağırıyor 11 futbolcu bunu nasıl negatif anlayabilir. O ses rekorunu Türkiye'de kimse yakalayamaz. Desibel rekoru bence biraz hikaye. Çıkan ses stadın akustiği ile harika bir ortam yaratıyor İnönü’nün bu özelliği de inanılmaz güzel.

Hazır konu İnönü’ye gelmişken stadın yıkılıp yıkılmaması ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Stadın durumu çok çelişkili zaten bu çelişkiyi yaratan da kulüp yönetiminden çıkıpta hiç bir kişinin bu böyledir deyip açıklama yapmaması. Konu ile ilgili devamlı gazeteler ve Sayın Ertuğrul Günay üzerinden yürüyor bu polemikler. Yetkili bir ağız çıkıp bu böyle olacaktır demiyor. Net olmayan bir durum olduğu için onun üzerinde yorum yapamıyorsunuz. Dolayısıyla benim gönlümden geçen stadın bu hali ile tribünlerin tek tek yıkılıp tarihi doku korunarak tek tek inşaa edilmesi. Biz daha önce bu konuyu İlhan Durusoy ile konuştuk. Kale arkalarının Dortmund stadı gibi yapılması için not alınmıştı ama dikkate alınır mı alınmaz mı bilmiyorum.

Statlar da ki güvenlik durumları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda güvenlik ve kolluk güçlerinden öte bir kere insanların oto kontrolünü sağlaması lazım. Birinci ödev bu, ikinci ödev stada girişlerin denetimlerinin tek yanlı değil çok yönlü olması lazım burada hiç bir görevin suistimal edilmemesi lazım. Güvenlik şirketleri stad yönetimi ve kulüp yönetimi arasında yapılan sözleşmede yazılan maddelerin uygulanmadığı taktirde olay başı 200 dolar ceza kesiyorlardı şimdi oluyor mu olmuyor mu bilmiyoruz. Kameraların tamamen stad yönetimlerinde olup polis ile iş birliği yapılması lazım, kamera sayılarının arttırılması lazım. Yöneticilerin üzerlerine vazife olmayan konularda fazla yorum yapmamaları gerekiyor özellikle bilgileri olmadıkları konularda.

Mesela işte herkesin bir tanıdığı var tribünde onların verdiği bilgiler ile televizyonlara konuşulmaması gerekiyor.

Bunların ötesinde de en başta yani burada ya bir güvenlik şirketine bırakıyorsunuz tamamen ya da kolluk güçlerine. Kolluk güçleri dışarda güvenlik görevlileri içerde olduğu zaman böyle bir görevde farklılaşma ötekileşme başlıyor. Bence bunlar rutin çalışmalarda düzelebilecek şeyler. Ben tribünde yaşanan bireysel kavgaların tribün içindeki sorunlar olarak görmüyorum çünkü o tribüne gelen insan günümüz Türkiye’sin de yaşayan bir insan, olaylarla karşılaşmış olaylar ile yoğrulmuş, trafik sorunu ile buhran geçirmiş evde sorunları olan, ekonomik sorunu olan bir sürü sorunlar ile donanmış bir adam geliyor stadın içine çocuk ya da büyük fark etmiyor.

Tribünün içine girerken de çıkarken de dehşet yaşıyorsun girerken ayrı dert çıkarken ayrı bir dert. Daha böyle rahat rahat maçlara gidebileceğin bir ortam oluşmadı. Örnek veriyorum maçın 10.dakikasında maça daha yeni girmiş bir adam elinde çayı olan bir adam ile çarpışıyor ve bir restleşme tartışma yaşanıyor burada şimdi adı tribün denince insanlarda algı farklı çalışıyor.

Tribündeki de bu ülkenin bir insanı yoldan gecen biride girmiş olabilir, tek basına maça gelmiş biri olabilir. Bunları buraya bağlamamak lazım. her yerde olabilecek şeyler bunlar. 2005 yılında sokakta başlayan kavga tribüne taşındı. Kim yaptıysa cezasını çeksin. Bizim stadımızda aşağı yukarı 90 tane kamera var, kim ne yapıyor ne ediyor gözetleniyor ve sonuna kadar çekiyor. Bunu tribüne yayıpta tribünde olay oldu denmemesi lazım.

Siz olayları ne kadar tribünün üzerine atarsanız tribünde o kadar hareketlenme başlıyor, o yüzden tribün olayı olarak değil ve böyle algılanmaması lazım her yerde olabilir.Tribünlerdeki olaylar tribünde kavga cıktı değil de münferit bir olay olarak lanse edilir ve öyle algılanırsa herkesin bence hayrına.

 Saha kapatma cezası yerine kadın ve çocuk tarafların maça alınmasına ne diyorsunuz?

Biz müdahil olmak istemedik açıkçası. Ben kadınların ikinci bir ırk gibi davranılması  erkekler maça giremiyor hadi siz girin maça gibi davranılmasına uygulamasının karşısındayım. Madem yasada kadın ve erkek eşittir burada da eşit davranılması gerekiyor. Kadın 2. bir ırk gibi yerleştiriliyor insanların çocukların kafasına, biz çok düşündük  kapalıya Gaziantep Büyükşehir Belediyespor maçında  kadın erkek eşittir diye flama asıp o tribünün boş bırakmayı ama sonra şimdi her şeye müdahale etmeyelim evin yaramaz çocuğu gibi dedik. Ama benim şahsi fikrim böyle bir ayrıma karşıyım.
 
Seyircisiz yasak zaten bana dogru gelmiyor mesela insanlar sunu derseniz, ben bunu CAS Avukatlarından Kısmet Erkiner'e geçen yaz federasyonun düzenlediği brifingte geniş geniş anlattım. Mesela bazı takımların birbirleri ile çekiştikleri rekabet unsurları vardır. Fenerbahçe - Galatasaray , Galatasaray - Ankaragücü, Beşiktaş - Bursaspor , Trabzonspor – Fenerbahçe , Antalyaspor -Bursaspor gibi bir sürü...

Şimdi burada yasa sunu dese seyircisiz değil mesela cezayı aldın sınırın dolu bundan sonraki küfürde sahan kapanıyor. Örnek Besıktaş’ta Bursaspor ile oynuyor Beşiktaş taraftarı maça gelmeyecek ama Bursaspor taraftarı statta yerini alacak. Yasa böyle olmalı eğer seyircisiz yasaktan  bir şey elde edilmesi düşünülüyorsa. Şimdi Beşiktaş taraftarı için işkenceyi görebiliyor musun televizyonda bütün Beşiktaşlılar maça giremiyor ama Bursaspor taraftarı kendi bölümünde maça giriyor. Yanı Beşiktaş’ın aldığı cezayı niye Bursaspor çeksin yada Fenerbahçe’nin aldığı cezayı Trabzonspor çeksin.

 Bu noktada deplasmana taraftar götürememe ile ilgili ne söylemek istersin?

Ben hep anayasadan çıkıyorum yola seyahat özgürlüğü vardır her vatandaşın. Ben istediğim yere seyahat ederim sen benim deplasman özgürlüğümü alıyorsun seyahat özgürlüğü alıyorsun ve hiç yasada olmadan Emniyet ve Valilikte  bunu ben yapmadım kulüp başkanları yaptı diyor. Geçen Fransız televizyonuna röportaj yaptım orada da aynı soru soruldu 1970’lerde bazı takımlar kendi takımı olmadığı maçlarda başka takımlara destek veriyordu tribünlerde işte 1977’den sonra bir Beşiktaş hegomanyası başladı 1980 yılında ve  12 Eylül ihtilalin’den sonra valiliğin aldığı bir karar ile ya enlemesine ya da boylamasına yarı yarıya bolundu. Ondan sonra  1990’lı yılların ortalarına doğru kombineli sistemine geçildi dolayısıyla kombineli yerler  derbi maçlarda satışa çıkamıyordu. Böyle olunca kapalı ve numaralı tribünler rakip takıma kapandı ne oldu kapalının kenarların da yer ayrıldı, oda yetmedi kale arkalarında yer verilmeye başladı, oda yetmedi kale arkasının yarısı ,oda yetmedi yüzde 5’e indi deplasmana gelen taraftar için. Artık oda kaldırıldı. Ev sahibi taraftar  rakip taraftarları sembolik olarak 5-6 kişi maçlara davet etmeye başladı.
Şimdi geldiğimiz noktaya bak. İnanılmaz, git gide ufalan tamamen artık kimsenin sorumluluk almak istemediği ve aman olay çıkmasın diye insanları maçlara getirmekten kaçındıkları bir yere geldi.

Bu nereye kadar gider ne olur yani şimdi bu saydığım geçmişten bugüne taraftar profilini sıfatlandırmasını yapacak olursak da, holiganizm diye başlayan ondan sonra fanatizme düşen taraftarlığa inen taraftarlıktan seyirci seyircilikten müşteriye kadar inen bir çizginin de paralel boyutlaması. Aslında bakıldığında hem stada giden taraftarlar azalıyor hem de senin sıfatın değişiyor. Ülkede fanatizm kötü diyorlar Fanatik diye gazete çıkıyor, Bana göre bakmak istedikleri pencereden bakıyor insanlar hangi pencere işlerine gelirse oradan bakıp yorumluyorlar. Böyle olunca da etik ahlaki ve de gerçekçi bir yaklaşım çıkmıyor ortaya ben 6 sene önceki röportajımda da aynı şeyi söylüyorum alt yazı geçiyor flaş flaş ligler başladı holiganizm hortladı bakıyorsun Eskişehir’de 15 kişi toplanmış bağırıyorlar oradan geçen Beşiktaş atkılı çocuğa itiş kakış, polis geliyor alıyor götürüyor olay bu.

İnsanları nasıl yönlendirdiğiniz önemli. Ne var bunda? Bunlar olmaz ise olmazlar, o zaman ne rekabet ne de hırs kalır. Futboldan taraftarı  çekersen  maç yayını gösteremeyen  televizyonlar gibi olursun anlatacak konuşacak bir şeyin kalmaz. Ne konuşacaksın?

58. madde değişikliği ile ilgili sizin tavrınız nedir?

58-59-60 bizi ilgilendirmiyor. Ben fazla bu konuda görüş belirtmek istemiyorum açıkçası. Bunun nedeni ise bu yasayı koyanlarda, yasayı çıkartanlarda konuşanlarda ne olduğunu bilmiyor. Bir gün çıkıyor birisi ben varken değişmez deyip  3 gün sonra çıkıyor evet 58. maddede değişiklikler yapılabilir diyor. Sonra biri başka bir şey soyluyor avukatın biri başka bir şey soyluyor yanı ne olduğu belli olmayan buz kaplı
bir zemindeyiz. O yüzden görüş bildirmenin bir anlamı yok ha 58 olmuş ha 59 olmuş bunun bir anlamı yok şu an bence. Ama bir şeyin üzerine oturtmaları lazım. Türk futbolunda şike ile ilgili sanki ilk defa bir şey görülmüş duyulmuş ya da hissedilmiş. Çok büyük olaylar yaşandı en başa dönüyoruz, taşın altına elini sokmayan insanlar çoğunlukta olduğu surece olayları çok çabuk atlatamazsınız. Dolayısıyla bazı sorunlar yaşıyorsunuz bu süreçte ama benim dediğim gibi birisi çıkıp yasayı net koyması lazım her şey Türk futbolunun geleceği için yapılmalı. Avrupa şampiyonasına gidemiyoruz bari Dünya kupasına gidelim her şey den arınmış tertemiz.Artık bu durumdan en az zararla çıkılmalı ve yalnız futbol konuşulmalı.

Peki bu sezon ilk defa uygulanacak Play-off sistemi ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Play-off sistemini federasyonun yayıncı kuruluşa bir kıyağı olarak düşünüyorum. Bütün sezonu mükemmel götürdün birinci bitirdin oturmuş bir kadron var. Son hafta 2 tane önemli oyuncun sakatlandı en önemli maçlarda yok. Zaten sezon içinde 3 günde bir maç yapılması takımlarda bir çok sakatlıklara yol açıyor. Henüz hazır değilken geçilmiş bir sistem Türkiye için. Ama bu Türk futbolu için özel bir süreç oldu, inşallah bir daha böyle bir süreç yaşanmaz.

Tayfur ve Carvarhal ile ilgili yönetimin izlediği politika hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tayfur Havutçu cezaevine girdiğinde ligler henüz başlamamıştı. Carvalhal’a gidildi böyle böyle bir durum var Tayfur’un çıkması muhtemel bize refakatçilik, emanetçilik yaparmısın? Carvalhal’da bu teklifi kabul etti. İş yapmaz denilen takımın Guti,Quaresma,Simao, Fernandes gibi bütün sorunlarıyla baş etti. Ernst ve Hilbert tekrar takıma monte ederek yanlışlarını çabuk görüp ve bu yanlışlarda ısrar etmeyerek ligin tepesine doğru geldi. Daha sonra Tayfur Havutçu hapisten çıktı. Şimdi zaten Tayfur Havutçu olarak empati yaparsanız eğer 0’dan alıpte en tepeye gelen birine tamam teşekkür ederin diyip git demedi hem takım içinde huzursuzluklar çıkartır hemde ben inanırım iyi dualar almayacaktır. Carvalhal tarafından ise içinde kötü izlenimler bırakıp ayrılacaktı, diğer hocalarda olduğu gibi.Tayfur’da bunu istemedi. Takımın alacağı bir beraberlikte örnek veriyorum Ankaragücü beraberliğinden sonra Allah korusun alınan bir mağlubiyette Carvalhal gitti böyle oldu denecekti ve Tayfur çıkamayacağı dolaplara girecekti. Dolayısıyla en güzeli yapıldı ve ikisininde kalbi kırılmadı. Bir düzen içerisinde, insanca devam edildiği taktirde kaldı ki Tayfur’da sessiz bir insandır, Carvalhal’da tamamen insani duygularla hareket eden bir insan bence en doğrusu yapıldı.

Bilet fiyatları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Pahalı, özellikle bu sen çok pahalı insanlar maça gelmiyor. Kapalı tribünü üst 2 bin TL kapalı tribün altı 1.800 TL yaptılar Geçen seneye göre %33 gibi bir fark gösteriyor. Bir de sanki taraftarın kalbi kırıldı, çok farklı konular var. Fiyatta indirim yapılmaması birçok taraftarın eski açık tribününe gitmesine neden oldu. Bu fiyatlar nedeni ile artık insanlar maç seçer oldu. Haftada üç maç var 60 liradan bunu size açık tribün için söylüyorum. Tabi insanların hepsine gitmesi mümkün değil bu nedenle sadece birini seçip ona gidiyorlar.

Türk futbolunda Kulüpler Birliği diye bir sistem var, böyle bir sistem taraftarlar içinde düşünülemez mi? Taraftarlar birliği diye?

Çok teklif geldi taraftarlar birliği ile ilgili tüm Türkiye genelinden hala da geliyor. Biz biraz, herkes aynı masada yapabilir mi diye düşünüyoruz. Felsefi olarak, futbol olarak anlaşamadığın bir çok done var. Bunlarla birlikte taraftarlar birliği kurduğun zaman sen yada benci olacak, o yüzden en güzeli gerektiği zaman birleşebiliyor musun? Her kulübün kendine göre çıkarları var. O taraftar kendi çıkarlarını bırakıp diğerleri ile hareket edemediği zaman masa başında sorun çıkar.

Son olarak Beşiktaş Basketbol takımı ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Iverson’ın gelip fayda gösteremeden gidişi, Deron Williams’ın inanılmaz performansı ve uyumu?

Deron Williams Beşiktaş taraftarının 1974 yılından beri verdiği desteğin bir hediyesi olarak geldi bence.

Başka bir takıma gitseydi açıkçası böyle bir yetenek çok üzülürdük. Beşiktaş taraftarı basketbola çok önem verir ancak son 1-2 yıldır algı sorunu yaşıyoruz. Bir soğukluk demesek de bir tuhaflık var. Kimse Akatlar’a uzak ve vesait yok diye gitmiyor. Bunların yanı sıra ben basketbol üzerinden başka bir yere gelmek istiyorum. Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan değerlerin en başında yönetim-oyuncu-taraftar üçgeni gelir. Bunların üçü ayrılmaz, bunlar bir parça iken başarı gelir. Çünkü Beşiktaş hatları ile dünyada belki de tek semtten çıkıp dünyada marka olmayı başaran ender kulüplerdendir. İşte bu başarının nedeni de demin söylediğim yönetici-oyuncu ve taraftarın aynı havayı soluması. Şimdi basketbolu Fulya’dan alıp Akatlar’a götürdüler, hentbolu Süleyman Seba’dan alıp Sinan Erdem’e götürdüler e zaten futbol takımı antrenmanını artık Ümraniye’de yapıyor, şimdi deniyor Akaretlerdeki B  blok taşınacak başka bir yere. Dolayısıyla artık Beşiktaş ile ilgili hiçbir şey kalmıyor. Yarın öbür gün statta yıkılıp inşaatı başlanırsa semt içinde Beşiktaş konuşulur hale gelmeyecek. Tamamen koptu herkes bir yerlere gitti. Bu kadar sözleşmeler, sponsorluklar yapılıyor bunların yanında Fulya’nın içinde çok güzel bir spor salonu yapılabilirdi. Dikilitaş’ta ölüsü1000 kişi yapardı. Sözün kısası Beşiktaş basketbolunda Ergin Ataman doğru seçimdir.Ama basketbol sırf Ergin Ataman ile bitmiyor. Onun dışında kolektif olarak ve basketbolu bir bütün olarak düşünüp de takım için oynayan basketbolculardan bulmak lazım. Böyle 3-5 aylık basketbolcular ile olmuyor bu iş, hem yönetimin hem de hocanın daha sorumlu davranması gerekir. Yoksa basketbol Beşiktaş taraftarının sevdiği bir spordur. Son Şampiyon 74’de olduk El-Amin ile çok yaklaştık ama bir türlü olmadı, olması lazım Deron Williams gitmeseydi bu sene bir şeyler olabilirdi.

Röportaj: Tonguç Orözü

twitter: https://twitter.com/#!/TongucOrozu

Karakartal mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
Bizi Takip Edin
Karakartal Twitter Karakartal Facebook Page Karakartal RSS Karakartal İphone Karakartal Mobil
En çok okunan haberler
AVRUPA'DAN FUTBOL
En çok yorumlanan haberler