Dünya starı olmak ya da olmamak
Yazarlarımızdan Özgün Başpınar, sergilediği futbol ve gördüğü kart sebebiyle Ricardo Quaresma'ya son yazısında tepki gösterdi.
03 Şubat 2012 00:48
Ne istiyorsun birader sen?
Ne yapmaya çalışıyorsun?
Canımın istediğini yaparım, kimse umrumda olmaz mı diyorsun?
Ben
Quaresma’yım, canım isterse oynarım, canım isterse tekme atarım, canım isterse yatarım mı diyorsun?
Ben Beşiktaş’tan büyüğüm mü
diyorsun?
Yavaş gel!
Sen bu takıma, dünyanın en iyi taraftarının isteği doğrultusunda, bizzat başkanın çabalarıyla gelmişsin.
İstediğin her şey ayaklarının altına serilmiş. Bütün tribün seni çocuğu gibi sevmiş. Teknik direktörün her olayda arkanda durmuş. Basın hep
seni övmüş, yere göğe sığdıramamış. Tüm disiplinsizliklerin ört bas edilmiş, kulüp seni hep kayırmış.
Sen ne verdin karşılığında?
Yukarıda Allah var. Geldiğin sene Avrupa Kupası maçlarında gerçek bir star gibi oynadın. Çok güzel goller attın, takımı taşıdın.
Eee, o 3
maçın dışında?
N’aptın?
Başarı mı bu senin için? Kolay mı bu kadar çabuk şımarmak?
Biraz da istatistiklere
bak. Gözün açılsın.
Geldiğinden beri ligde, 32 maçta toplamda ata ata 5 gol atmışsın.
Daha herhangi bir derbide gol atıp, gerçek
Beşiktaşlı olmamışsın.
Lig maçlarının çoğunda sadece kendine oynayıp, bencilce hareketlerle taraftarı kendinden soğutmuş, takımı hayal
kırıklığına uğratmışsın.
Hiçbir önemli maçı kurtarmamış, hiçbir önemli puanı kazandırmamışsın.
Dünya starı diye geldiğin ligde,
Pektemek’in istatistiklerinden bile geri kalmışsın.
Dünya starı mısın yani sen şimdi?
Kusura bakma be Ricardo, buradan
hiç öyle görünmüyorsun.
3-5 trivelayla, 2 rabonayla olmuyor o işler… Her topu aldığında 3 kişinin ortasına dalıp, kaybedince
karizmatik ifadelerle arkadan bakmakla olmuyor… Takım arkadaşların canlarını dişlerine takıp kaptıkları topu sana verdiklerinde, halı sahada
oynar havalarında bacak arası denemekle olmuyor…
Dünya starı, takımına faydalı olduğunda star oluyor. Takımıyla kenetlendiğinde
dünya çapında başarı kazanıyor.
Seni, oturduğunu sandığın Kaf Dağı’na bu takımın taraftarı çıkardı. Senin yeniden milli takım için
teknik direktörünün aklının köşesine düşmeni bu takım sağladı. Seni, yediğin her halta rağmen bu kulüp bağrına basıp bu kadar şımarttı.
Ama
bir yere kadar!
Sen, iki haftada iyileşecek sakatlık için 2,5 ay arazi olmuşken…
Sen, köyüne medium beden gidip XL
dönmüşken…
Sen, bu kadar zaman sonra çıktığın ilk maçta hiç varlık gösterememiş, ikinci maçta resmen dökülmüşken…
Üstüne bir de tüy dikip takımı derbi maçında yalnız bırakmanın alemi ne?
Sen Fenerbahçe maçında oynamayacaksan, istersen diğer bütün
maçlarda oyna, napayım ben senin dünya starlığını?
Çıkıp Fener’e golünü atmadıktan sonra Karabük’e, Manisa’ya gol atsan
ne olur?
Ya Ricardo Quaresma, azıcık kafanı çalıştırsan ne olur?
Çok
mu zor be?
Sen de haklısın. Zor olmasaydı, zaten Barcelona’da oynardın. Chelsea’de tutunurdun. İnter’de kalırdın.
İyi de günahı bana mı kardeşim?
Sen, sorumsuzluğunun faturasını Beşiktaş’a çektiremezsin.
Sen, seni çok
sevmemize de bu kadar güvenemezsin.
Çünkü sen daha yenisin, bilmezsin. Bu tribünde herkes birbirini sever ama kimse kimseyi
Beşiktaş’tan daha fazla sevmez.
Bu taraftar, bulutlara çıkardığı adamı, Beşiktaş’a zarar verdiğini görürse yerin dibine sokmayı
da bilir.
O zaman adamı trivela da kurtaramaz, rabona da!
O yüzden bırak kendine oynamayı, laubalilik yapmayı, şımarmayı!
Ya Beşiktaş için oyna, ya da git kumda oyna!
ozgunreal@gmail.com