Dün geceki maçın özetini aslında bu unutulmaz film ile yapabiliriz.
İyi, kötü ve çirkin…
İyi: Rodrigo Tabata
Kötü: Bünyamin Gezer
Çirkin: Demirören ile hesabı hala kapatamayan Beşiktaş seyircisi
Önce çirkinden başlayalım…
Beşiktaş’ımız adına ve tarihine yakışan bir kalitede bir kongreyi geride bırakmış, dostundan düşmanından takdir kazanmış, centilmenlik ve Beşiktaşlılık kokan bir seçim sonrasında Yıldırım Demirören oyların çoğunluğunu kazanıp 3 seneliğine daha Beşiktaş’ın başkanlığına seçilmiştir. Sonucu bazılarımızın istemediği gibi olsa da, bu hesap artık 3 seneliğine kapandı. Herkes kendi hesaplarını unutacak ve Beşiktaş’ın başarısı için aynı çatı altında birleşecek. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil, ama unutmamak lazım ki, kalıcı olan kurumlardır, kişiler gelip geçer, ben de seçimde oyumu Demirören’de yana kullanmasam da o artık benim Beşiktaş’ımın 3 sene daha başkanımdır ve bu konu artık kapanmalıdır. Bizlere düşen, Beşiktaş’ın başarısı için çalışmaktır, yönetimin de yanlış yaptığı konularda onları eleştirilmesi gereken yerlerde (!) sonuna kadar eleştirmektir. Bu vesile ile seçimi kazanan Demirören ve yönetimini tebrik eder, seçim konuşmalarında ve kitapçıklarında verdikleri her sözün takipçisi olduğumu belirtirim.
Gelelim gecenin kötüsüne; Bünyamin Gezer
Göbeği, hakemliği 10 sene önce bırakmış hakem eskilerini aratmayan bu çatık kaşlı hakemimizin de artık hakemliği bırakıp televizyon ekranlarına transfer olma vakti gelmiş de geçiyor bile. Kart göstermek yerine futbolcuları azarlayarak bir yere varacağını sandıkça, kötü niyetli futbolcular bundan cesaret alıp, rakip oyunculara tehlikeli biçimde girebiliyorlar. Öyle ya, sert bir hareketin cezası Bünyamin Gezer’den yenecek 10 saniyelik bir azar olduktan sonra herkes gönlünce rakibini biçebilir. Bir de sevgili Gezer, Gençlerbirliği oyuncuları ilk dakikadan itibaren her fırsatta saha içinde kendilerini yere atıp sahada küçük çapta operasyonlar geçirdiler, sen de her defasında o güzel kaşlarını çatarak saatini gösterdin tribünlere, peki ya maçın sonunda ne oldu, uzatma tabelasında 3 dakika yazıyordu. Maçın skoru maçın uzatmasını ilgilendirmez, her sakatlıkta tribünlere doğru gösterdiğin o kolun, maçın sonunda sanki bir yerlere kaçmış gibiydi. Eğer bir gün bir hakem de çıkıp, sadece sakatlıklardan dolayı bir maçı 7-8 dakika uzatma cesareti gösterebilirse, işte o hakem benim gözümde hakem gibi hakemdir ve ligimizin kalitesini yerle bir eden bu sakatlık numaraları bir son bulur. Eğer hakemlerimiz bu kadar korkak davranmaya devam ederse, eskiden son 10 dakika da olan zaman geçirme numaraları artık maçın ilk düdüğü ile başlar. Benden söylemesi.
Bunca kötülükten sonra gelelim gecenin parlayan yıldızına ; Rodrigo TABATA…
Sevgili şirin, çekik gözlü Brezilyalı kardeşim. Sana yapılan zulmü hiçbir sporcu yaşamamıştır. Transferin sırasında bir takım uyanıklar bir takım yeteneksiz yöneticileri kazıkladı diye fatura sana kesildi. Herkes her saniye senin bonservis bedelini önüne koydu, hâlbuki bu para senin ne ilgin vardı ki, senin yıllık ücretin bu takımın golcüsü diye geçen yedek kulübesinden burnunu çıkartamayan, çıkarsa da gol atamayan Nobre’nin yarısı bile değil iken, sana yapılan bu işkencenin nedeni ne idi? Sebebi ve cevabı çok basit sevgili kardeşim; sendeki futbol yeteneğinin Beşiktaş’a kazandırabileceklerinden korkan bazı uyanıklar bu planı uygulamaya başladılar. Aslında çok da başarılı da oldular, sonra bir Delgado korkusu çıkardılar önüne, daha arka arkaya üç 90 dakika oynamadan kopardılar seni kağıt üzerinde Beşiktaş’dan.
Sevgili kardeşim, şimdi her şeyi unut, çık sahaya dün geceki canını dişine tak, üzerinde o formaya yakışan mücadeleni vermeye devam et, bu insanüstü çabana senin o ayaklarındaki yeteneklerde eklenince bizlere de bunun keyfini çıkarmak kalır.
Maçın sonlarında aklımdan ne kadar çalıştı bu çocuk bugün böyle diye düşünürken, attığın o güzel gol sonrası, yaşadığın gol sevincini ve takım arkadaşlarının sana verdiği desteği gözlerimden iki damla gözyaşı süzülerek izledim. Sen bu baskıyı hak etmiyorsun, transferinde yapılan yanlışlar seni bağlamaz, sen çık sahaya ve o güzel yeteneklerini bizlere göster. Bugüne kadar sana hak ettiğin desteği vermeyen Beşiktaş seyircisi de belki de hatasını anlar ve seni içlerine alırlar.
Siyah Beyaz Aydınlık Günlerde Görüşmek Üzere