Kaptanlık Bandı
Beşiktaş’ta kaptan olmak o kadar ucuzladı ki, iki maç oynayanlar kaptan olmaya başladı.
23 Haziran 2009 13:27
Kaynak : Bugün
Beşiktaş'ta kaptan olmak artık o kadar ucuzladı ki, iki maç formayı giyen oyuncular bile sahaya
Beşiktaş’ın kaptanı olarak çıkmaya başladı. İbrahim Üzülmez ve Toraman’ın kavga
olayından sonra boşta kalan kaptanlık bandı artık sadece bir bez parçası oldu.
Geçen seneki Beşiktaş’ın kaptanlarına sırasıyla bir
bakalım;
Delgado: Takım içinde aldığı ücret bakımından en üstlerde gezinen Delgado, geldiği günden bu yana takıma bir
katkı sağlayamadı. Gelen şampiyonluktaki en büyük katkısı son haftalarda takımdan uzak kalıp sakatlanması oldu. Kişilik bakımından olumlu bir porte
çizse de asla lider vasıfları olmayan bir oyuncu. Lider vasfı derken sahadaki futbol liderliğinden bahsetmiyorum, takımına önderlik edecek bir oyuncu
asla olmayan Delgado, değil Beşiktaş’ın sıradan bir takımın bile kaptanı olamaz.
Nobre: Profosyonneliği için
söyleyecek bir söz yok. Görev verildiği anda, elinden gelenin fazlasını takımı için yapmaya hazır. Terinin son damlasına kadar savaşıyor ama o da
Beşiktaş’ın kaptanı olabilecek bir oyuncu değil.
Gökhan Zan: Futbol
yetersizliğini bir kenara koyacak olursak, her dakika yaşadığı sakatlıklar kabak tadı veren bir oyuncu. Geçen sezon ortasında maçta yanımdaki
arkadaşlarıma dönerek: “Ben bu adamda bir Alpay havası sezinliyorum” derken ne kadar haklı olduğumuzu da görmüş oldum. Forması sürekli
öpen, yapmacık hırs gösterilerinde bulunan oyunculara hep bir soru işareti ile bakmışımdır. Takımına olan sevgini formanı öperek göstermene gerek
yoktur, seyirci zekidir ve senin o takıma ne kadar bağlı olduğunu anlar, formanı yalandan öpsen de hiç öpmesen de.
Beşiktaş’ın bu üç
kaptanından biri Galatasaray ile anlaştı, diğer iki kaptanına da iki kuruş fazla veren bir kulüp çıktığı anda onlar da hiç arkalarına bile bakmadan
çekip giderler. Aslında eğer sen profesyonel bir futbolcu isen, kısa futbol hayatında maddi çıkarlarını düşünüp ona göre hareket edersin. Sözün özü,
Delgado ya da Nobre yarın gidip X bir takıma imza atarlar ise onlara en ufak bir sözüm olmaz, olamaz çünkü her ikisi de (Delgado çok yetersiz olsa da)
kapasiteleri oranında Beşiktaş’a bir şeyler vermeye çalışıyor ve Beşiktaşlılık olayını ön plana çıkarmadan işlerini yapıyorlar.
Gökhan Zan için ise olay biraz farklı. Yetersiz futbolunu ikinci plana atmak adına şark kurnalığı sergileyerek, maç önceleri yalandan yaptığı
gösteriler, maç sonraları gösterileri ile diğer iki kaptandan ayrı olarak vermeye çalıştığı mesaj, ben Beşiktaş’ın kaptanıyımdı ama
yedirebildiklerine. Denizli maçında onun kolundan alınıp İbrahim Üzülmez’e takılan kaptanlık bandı ile en azından şampiyonluk maçını kaptan
olarak tamamlayamaması Beşiktaş adına bir artıdır.
Beşiktaş’ın kaptanı dediğin
zaman orada biraz durman gerekir. Kaptanın hem bir ağırlığı olur hem de Beşiktaşlılığı ön plandadır. Biz kaptan Rıza ile büyüyen bir nesil olduğumuz
için bu kaptanlar bize biraz hafif kalıyor sanırım. Beşiktaş’ın kaptanı dediğin zaman asla kendi adı ile tribüne çağrılmaz, kolundaki bant artık
onun adının önüne geçer ve onun adı “Büyük kaptan” olurdu. Şimdilerde bu işler biraz hafifledi ve bu da beni ve benim gibi bir çok
Beşiktaşlıyı rahatsız ediyor.
Gelelim Gökhan Zan’ın futbolcu yönüne; geçen sene Avrupa’da 3. olan milli takımın stoperi olan
Gökhan Zan’ın sözleşmesi sonra ermiş ve serbest kalmıştı. Normalde Avrupa kulüplerinin en sevdiği durum olan bu pozisyonda bile hiçbir takım
Gökhan Zan’ı kadrosuna dahil etmek istemedi. İbrahim Kaş gibi bir oyuncuyu bile kaçırmayan Avrupa kulüpleri Gökhan ile ilgilenmediler bile.
Açıkta kalan Gökhan ise zorunlu olarak bir yıl daha Beşiktaş ile sözleşme imzaladı. Fatih
Terim’in sevgilisi Gökhan’ın Beşiktaş’a yarardan çok zararı olmuştur. Takımda milli bir stoper olduğu için onun üzerine kurulan
hesaplar sezon ortasında Beşiktaş’ı hep açığa düşürmüştür. Güçlü gibi gözüken fiziğinin en ufak bir darbede bile cam gibi kırılmasının yanına,
yangından kaçar gibi Galatasaray ile imza atan bir karakteri olduğunu da eklerseniz, bu transferin de Beşiktaş’ın hayrına olacağını
görebilirsiniz.
Basında çıkan sözleşmesini uzatmayı unuttular yalanlarını da kim inanır bilmiyorum ama bunların hepsi gerçekten içi boş
laflar. Beşiktaş yönetimi ve Denizli Gökhan ile çalışmayı gerçekten istese idi, çoktan onunla
görüşür, olumlu ya da olumsuz bir noktaya gelir idi. Hal böyle iken sürekli eleştirdiğimiz Beşiktaş
yönetiminde ben çok büyük bir kusur görmüyorum. Yeter ki geç kalınmış bile olsa gerekli yerlere transferleri yapıp şampiyonlar liginden gelecek ciddi
paralar ile önümüzdeki sezonun başa yarışan takımı kurulsun.